Bunları da Okuyun

    Sevdiğim Dilber 5 Şiiri – Karacaoğlan

    29 Aralık 2021

    Kime Kim Dâr-ı Uzlet Ola Mesken Şiiri – Ahmedi

    29 Aralık 2021

    Haddeden Geçmiş Nezâket Yâl Ü Bâl Olmuş Sana Şiiri – Nedim

    29 Aralık 2021

    Kendi Küçük Dünyamı Seviyorum Şiiri – İsmail Uyaroğlu

    29 Aralık 2021

    Batıda Kan Var Şiiri – Hüseyin Atlansoy

    29 Aralık 2021

    Durmuş’a Mektup Şiiri – Mahzuni Şerif

    29 Aralık 2021

    Annem Öldü Mü? Şiiri – Bahtiyar Vahapzade

    29 Aralık 2021

    Kuşlar Bilir! Şiiri – Alper Gencer

    29 Aralık 2021

    Yoksulluk Elinden Dad İle Feryad Şiiri – Ruhsati

    29 Aralık 2021

    Üçüncü Şahsın Şiiri Şiiri – Attila İlhan

    28 Aralık 2021
    Facebook Twitter Instagram
    Facebook Twitter Instagram
    Şiirhane
    • Anasayfa
    • Dönemler
      • Cumhuriyet Dönemi
      • Yedi Meşaleciler
      • Fecr-i Ati Topluluğu
      • Garipçiler (1. Yeni)
      • Halk Edebiyatı
      • İkinci Yeniciler
      • Milli Edebiyat
      • Öz (Saf) Şiir Dönemi
      • Tanzimat Edebiyatı (1. Dönem)
      • Tanzimat Edebiyatı (2. Dönem)
      • Tekke ve Tasavvuf Edebiyatı
      • Toplumcu Gerçekçi Şiir Dönemi
      • Servet-i Fünun Edebiyatı
    • Yabancı Şairler
    • Rastgele Şiir
    • İletişim
    Şiirhane
    Anasayfa»Can Dündar»Mesajınız Var! Şiiri – Can Dündar

    Mesajınız Var! Şiiri – Can Dündar

    Can Dündar- Can Dündar
    Telegram VKontakte Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email WhatsApp
    Paylaşın
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı… Hayatın ve getirilerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir metod vardı içinde.. Deniyordu ki; “arada bir, çok bunaldığınızda, hayatın sizin için çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın ve kendi cenaze töreninizi düşünün”… Cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım… Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum… Ama ” kendi ölümümüzü ve cenazemizi ” düşünmemiz tavsiye ediliyordu…

    Tüylerim diken diken oldu ve yazarın saçmaladığını düşündüm o an… Ama önyargı düşmanı biri olarak okumaya devam ettim… Diyordu ki; ” bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi, dünyayı terkettiğinizde oluşacak boşluğu, sevdikleriniz ve sizi sevenler için öneminizi anlayacaksınız… özellikle insanların sizin için neler söyleyeceklerini, onlar için ne ifade ettiğinizi hissetmeye çalışın…O andan geriye dönme şansınız olmadığını, hayat denen kredinizin bittiğini ve onlara yanıt verme şansınız olmadığını düşünün…Tekrar sarılma, bir kez daha öpme ihtimalinizin bittiğini hissedin…Dünyadaki küslüklerin, ayrılıkların, kavgaların yanında bu acının ve geri önülmezliğin korkunç çaresizliğini yaşayın… Bırakın canınız yansın, bırakın alevler içinde kavrulsun tüm ruhunuz…Orada, o musalla taşında düşünün kendinizi…Seyredin şu an çevrenizde olanların yüz ifadelerini…Akıllarından ve yüreklerinden geçen cümleleri hayal edin…

    **************

    Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve gözlerimi kapatıp aynen düşünmeye başladım… Eşimi, oğlumu, annemi, babamı,kardeşlerimi ve diğer tüm çevremi oturttum tek tek kendi cenaze törenimdeki yerlerine… birer birer yerleştirdim tabutumun çevresine hepsini… hayatımda çok nadir bu kadar canım yanmıştı… görüyordum işte “babaaaa…” diye ağlayan biricik oğlumu…Eşim kucağında “ağlayan emanetimle” ayakta durmaya çalışıyordu perperişan…Koca çınar babacığım, belli belirsiz dualar okuyordu, o gözümden hala gitmeyen vakur duruşuyla… Annem, ciğerinden bir parça canlı canlı koparılmış gibi hem içine hem dışına akıtıyordu gözyaşlarını…Kardeşlerim, akrabalarım “çok erken gitti, doyamadı oğluna..”diyordu acıyan ses tonlarıyla… Ve dostlarım… Onlar da şaşkındı… Bazısı “daha dün birlikteydik, nasıl olur..” diyordu… Bunlarıseyredip onlara “hayır ölmedim, burdayım..” demek istedim hayal olduğunu unutup… Sonra anladım yazarın ne demek istediğini daha devamını okumadan kitabın…

    ************

    Farkındalık önemli bir kavramdır psikolojide…Belki de hiç aklımıza gelmeyen ve gelmeyecek bir farkındalığı göstermek istemişti yazar… Kitabı okumaya ne gücüm kalmıştı, ne de isteğim…Almam gereken dersi ve mesajı almıştım… Şimdi ne kitabın adını ne de yazarı hatırlamıyorum…Şu an bunları yazarken bile çok kötü oldum… Bu olayda tek farkındalık da yok üstelik… Biraz kendime geldikten sonra devam ettim hayatımın en zor hayaline… Sırada çevremdekilerin ölümümün akabinde neler söyleyecekleri vardı… Usulen ve nezaketen söylenenlerin dışında… Onlarda bıraktığım izleri, yaşananları ve yaşanamayanları elden geçirerek ben konuşturacaktım hayalimde… İçlerini okuyacaktım, senaryo bana ait olarak…Yaşarken neler yazmıştım, ölümümle neler okuyacaktım…

    Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım, ölüm acısının etkisiyle girilen duygusal mod değildi, deşifre etmem gereken metin… Canım oğlumun söyleyecek çok şeyi yoktu…Özleyecekti, yokluğumu hissedecekti.. ağlayacaktı aklına geldikçe… Belki ölümün ne anlama geldiğini hissedecek yaşa gelinceye kadar sıradan bir üzüntünün ötesine geçmeyecekti duyguları…

    Ama hayal bu ya, 18-20 yaşına getirdim 2 saniyede oğlumu… “hayal – meyal hatırlıyorum be baba seni… Keşke şimdi yaşıyor olsaydın da erkek erkeğe sohbet etseydik seninle… Bak mezuniyet törenimde de babasızdım… Askere giderken kimin elini öpeceğim senin yerine…”diyecek canı yanarak bir köşede…Sevgili eşim… Benim muhteşem hatunum… Nasıl dayanır bensizliğe? …O ki, benim için herşeyini feda edip koşmuştu bana… Hayatının tek adamı şimdi toprak olacaktı… Bir daha ” Seni seviyorum “diyemeyecekti… Bir daha hevesle açamayacaktı çalan kapıyı… Ve her gelen gece bensizliğini haykıracaktı yüzüne… Her sabah da bensiz başlayacaktı koca gün…Tek cümlesi takıldı o an içime; ” Oyunbozanlık yaptın be böceğim, hani beraber ölecektik? …”Babam-annem, o bugüne kadar evlat olarak mutlu edecek hiçbir şey yapamamanın acısıyla kahrolduğum güzel insanlar…Helaldi şüphesiz hakları…Bilerek hiç kırmamıştım onları… Üzerine titredikleri evlatları onlardan önce göçmüştü işte önlerinde ve dualarına muhtaçtım….Kaç anne ve babanın çekebileceği bir acıydı ki evladının cenazesinde bulunmak… Herhalde insanın uzun yaşadığına üzüldüğü nadir anlardan olsa gerek…

    *************

    Diğerlerine geçmiyorum…Bu yazıyı şu an yazıyı sizlerle paylaştığıma göre”diğerlerine” artık sizler de dahilsiniz… Düşünün, birgün bir mail ulaşıyor mail-boxınıza”ölmüş” diye…

    Sizler kimbilir neler düşünür ve yazardınız…Eşim şu an yanımda ağlıyor, sanki gerçekmiş gibi…Oysa ki yazarın amacı ” Yaşamanın ve hala nefes alıyor almanın kıymetini”göstermekti…Benim de öyle…Lafı çok uzattım farkındayım… Ama hayat dediğimiz çözümü zor süreç 2 satırla özetlenemeyecek kadar girintili çıkıntılı…

    Ben o gün kurduğum o hayalle, canımın tüm yanmasına rağmen YENİDEN DOĞDUM… Bilgisayar diliyle “format attım hayatıma”… Sahip olduklarımın farkına vardım ve hala nefes alıyor olduğum için şükrettim…

    Gözlerimi açtığım anda o kötü ve acı sahne bitmiş,oyun perde demişti… Peki ya hayal değil de,gerçek olsaydı ve perde bir daha açılmamak üzerekapansaydı… İşte bu final bu yazıyı buraya kadar okumanıza değmiş olmalı… Belki gerildiniz, kötü oldunuz ama devamını getirirseniz buna değer bence… Ben bu akşam melankoliğim ve biraz abartmış olabilirim… Hani sanatçı ve şairiz ya ondandır belki…
    Bence bu yazıyı sadece okuyarak bırakmayın…

    Lütfen arada bir, buradan aldıklarınızı tartın,düşünün ve hayatınızı gözden geçirin.. Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce Allah’ tan başka bilen yok… İşte bu yüzden hazır yaşıyorken ve nefes alıyorken apabileceklerinizi yapın, ertelemeyin… Bilerek – bilmeyerek kırdığınız kalpleri tamir edin… Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın… Biraz Hıncal abi tarzı olacak ama,sevginizi ve verdiğiniz değeri haykırın onlara iş işten geçmeden…

    Ve en önemlisi; Verdiği – vermediği,aldığı-almadığı herşey için tekrar tekrar şükredin Yüceler yücesi Yaradan’a…

    Can Dündar şiirleri Mesajınız Var! Şiiri - Can Dündar Mesajınız Var! Şiiri - Can Dündar şiiri
    Paylaşın Telegram VKontakte Facebook Twitter Tumblr WhatsApp

    Yazarın Diğer Şiirleri

    Biz Ne Yapıyoruz? Şiiri – Can Dündar

    Bir Yazı Nedir Ki Aslında.. Şiiri – Can Dündar

    Bir Bilebilsek… Şiiri – Can Dündar

    Bavulları Hep Toplu Durmalı İnsanın… Şiiri – Can Dündar

    Bahar Ve Ayrılık… Şiiri – Can Dündar

    Bahar Getirdim Sana… Şiiri – Can Dündar

    Bunları da Okuyun

    Yüreği Kuşhane Şiiri – Ahmet Ada

    29 Aralık 2021

    Güz Şiiri – Abdullah Tukay

    29 Aralık 2021

    Mum Ve Gül Şiiri – Ahmet Selçuk İlkan

    28 Aralık 2021

    Ezberlemişim Şiiri – Ahmet Selçuk İlkan

    28 Aralık 2021
    Bizi Takip Edin
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    Çok Okunanlar
    Pir Sultan Abdal

    Şimdi Bizim Aramıza Şiiri – Pir Sultan Abdal

    Pir Sultan Abdal

    Şimdi bizim aramıza Yola boyun veren gelsin Şeriatı tarikatı Hakikatı bilen gelsinKişi halden anlayınca Hakikatı…

    Öperek Uyandırdım Bu Sabah Ayrılığı Şiiri – Cemal Süreya

    29 Aralık 2021

    Vapur Dumani Şiiri – Necati Cumalı

    29 Aralık 2021

    Yürü Bre Osmanlının Ovası Şiiri – Mahzuni Şerif

    29 Aralık 2021
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Şiirsiz kalmayın!

    İletişim: [email protected]

    Şiirler

    Eski İstanbul’a Özlem Şiiri – Necdet Evliyagil

    29 Aralık 2021

    Yozgat Şiiri – Şükrü Erbaş

    20 Mart 2022

    Sekizinci Ağıt Şiiri – Rainer Maria Rilke

    29 Aralık 2021
    Etiketler
    Aziz Mahmud Hüdayi şiirleri Abdurrahim Karakoç şiirleri Pir Sultan Abdal şiirleri Agah şiirleri Ruhsati şiirleri Necip Fazıl Kısakürek şiirleri Ahmet Selçuk İlkan şiirleri Karacaoğlan şiirleri
    Facebook Twitter Instagram
    • Anasayfa
    • İletişim
    © 2026 Şiirhane.
    Tüm hakları edebiyatın birbirinden kıymetli şairlerine aittir.

    Aradığınız şair veya şiirden birkaç kelime yazın.