Bunları da Okuyun

    Bozkırkurdu Şiiri – Hermann Hesse

    29 Aralık 2021

    Kıskandır… Şiiri – Cemal Safi

    19 Ağustos 2025

    Olmasa (Nefis Nere Derse) Şiiri – Ruhsati

    29 Aralık 2021

    Leb-i La’lin Hayâl İt Gûşe-i ‘Uzletde Pinhân Ol Şiiri – Baki

    29 Aralık 2021

    Uzun Bir Şiiri – Adnan Satıcı

    29 Aralık 2021

    Dağlarda Şarkı Söyle Şiiri – Necip Fazıl Kısakürek

    28 Aralık 2021

    Sone 15 Şiiri – William Shakespeare

    29 Aralık 2021

    Bilinçaltı Şiiri – Edward Estlin Cummings

    29 Aralık 2021

    Atthis Şiiri – Ezra Pound

    29 Aralık 2021

    Mektup – II Şiiri – Ümit Yaşar Oğuzcan

    28 Aralık 2021
    Facebook Twitter Instagram
    Facebook Twitter Instagram
    Şiirhane
    • Anasayfa
    • Dönemler
      • Cumhuriyet Dönemi
      • Yedi Meşaleciler
      • Fecr-i Ati Topluluğu
      • Garipçiler (1. Yeni)
      • Halk Edebiyatı
      • İkinci Yeniciler
      • Milli Edebiyat
      • Öz (Saf) Şiir Dönemi
      • Tanzimat Edebiyatı (1. Dönem)
      • Tanzimat Edebiyatı (2. Dönem)
      • Tekke ve Tasavvuf Edebiyatı
      • Toplumcu Gerçekçi Şiir Dönemi
      • Servet-i Fünun Edebiyatı
    • Yabancı Şairler
    • Rastgele Şiir
    • İletişim
    Şiirhane
    Anasayfa»Cezmi Ersöz»Bana Türkçe Bir Ekmek Ver / Cinsel Açlık Yağıyor Gökyüzüne Şiiri – Cezmi Ersöz

    Bana Türkçe Bir Ekmek Ver / Cinsel Açlık Yağıyor Gökyüzüne Şiiri – Cezmi Ersöz

    Cezmi Ersöz- Cezmi Ersöz
    Telegram VKontakte Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email WhatsApp
    Paylaşın
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Cinsel açlık karanlık bir imgedir bu ülkede, durmaksızın ruhları eritir… Eritir köşede bucakta, her nasılsa filiz vermiş titrek ve incelikli aşk öykülerini… Barbar ordusu gibi dört bir taraftan sarar derin duyguları cinsel açlık… Çürür anlamlar, çürür ürperişlerin arınma yeminleri… Kimse kaçamaz cinsel açlığın yarattığı bayağılıktan…

    Hayalgücü sığlaşır ve küçük düşer… Sahipsiz kalan duygular küçük düşer. Dostlukların arasında karşı konulmaz bir nifaktır cinsel açlık… Kötü bir krallıktır o. Yüklenir tüm gücüyle. Sonra da aşka ve sarılışa dair tüm umutların ve hayallerin zayıflamasını bekler…

    İnsanı o ne olduğu belirsiz hormonlara, siniruçlarına indirgeyen yasasıyla boyar… Gelenekler ve tutucu namus anlayışı ölümcül gücünü cinsel açlıktan alır. Cinsel açlık, geleneklerin ve tutucu namus anlayışının yüzünü savaş boyalarıyla boyar… Anneler, apartman boşluklarında ilkyaz aşklarının dönüşünü beklerken, babalar, yastık kılıflarında gizli gizli, genç ve diri kadınlara ulaşmak için paralar biriktirir…

    İşte bu yüzden evler bu kadar neşesiz, sokaklar bu kadar iğretidir… Şarkılarsa böyle kanser… Çünkü aşkın iyicil ve genişleyen mevsimi yoksa, her an herşey bitecekmiş, her an bir başka belirsizliğe yola çıkılacakmış gibi yaşanır…

    Askerlikte görmüştüm cinsel açlığın çürüttüğü ruhları… Mühendis, kaymakam, öğretmen, banka müdürü, doktor, avukat… Yaşadıkları baskı ve onursuzluk onları zerrece ilgilendirmiyordu. Buradan salıverildiklerinde yaşayacakları cinsel haz umudu onları baskının her türlüsüyle uzlaşmaya itiyordu… Bu uzlaşma yüzünden ruhlarının sonsuza dek neler yitireceğini hiç ama hiç düşünmüyorlardı… Her sabah birliğe getirilen Tan Gazetesi’ne birbirlerini ezerek saldırır ve adeta paramparça ederek, sayfalarından koparttıkları çıplak kadın resimleriyle can havliyle tuvaletlere koşarlardı…
    Militarist devlet, ruhları cinsel açlıkla zayıflamış kişilikleri hizaya getirmenin, ezmenin, köleleştirmenin ne denli kolay olduğunu bilirdi… Devlet, tuvalet duvarlarına yayılmış o zavallı suçluluk duygularından büyük güç alırdı…

    Ne kadar okumuş, kendilerince önemli statülerde olurlarsa olsunlar ruhlarını çürüten cinsel açlık yüzünden değer yargıları, etik değerleri, estetik bilinçleri ve en önemlisi kadına bakışları hiç gelişmemişti bu insanların… Sarılış, okşayış, aşk ve incelik yoksullarıydılar. Kadınlar, yarı hayvan yarı insan ve sanki sadece cinsel haz nesneleriydi onlar için…

    31 Cumhuriyeti’nin çocuklarıydı onlar. Bu iki yüzlü Bekaret ve Abazanlık Cumhuriyeti’nin… İçlerinde mahçup bir titreyişle kıpırdanan sevgi, aşk, incelik duygularını o sahte erkek ideolojisiyle güçlenen cinsel açlıklarına rehin verenlerin cumhuriyeti…

    Okumuşların parçalanmış gazete fotoğrafları varsa, diğerlerinin de kuyrukları havada gezen şımarık küçük köpekleri vardı… Bütün bunlar bilmezlikten gelinirdi… Küçük, şımarık köpeklere, uygun bir yeri oyulmuş koyun ciğerlerinden, kesekağıtlarından, yastıklardan, tek kanadı kesilmiş sineklerden, ortası delinmiş sabun kalıplarından gelindiğini bilmezlikten geldikleri gibi…* Çünkü devletin kendisine saygı duymayan insanlara ihtiyaçları vardı, ruhlarını tüketmiş insanlara…

    Çünkü o zaman kim kulak memelerinden kolye yapacaktı?

    Çünkü o zaman kim basacaktı bir gece cezaevlerindeki koğuşları, kim emir verilenden daha amansız bir şiddetle savunmasız tutsakların kafalarını kıracaktı… Kim, inleyişler kanda yüzerken, yüzü olmayan, ama geniş kalçalı kadınların düşlerini kuracaktı…

    Utandırdı ve utandırıyor durmadan cumhuriyet kendi çocuklarını… Bu ülkeden gökyüzüne cinsel açlık yağıyor… Okumuş etmiş bir genç, üzerine üzerine ansızın saldırdığı “nesnenin” çığlığıyla kendine geliyor: Ne yapıyorsun, daha bugün tanıştık! …

    Aşksız cinsellik karşı konulmaz bir nifak gibi dostluklarının sınırını çiziyor… Çürüyor hayalgücü, tükeniyor bağlılık yeminleri… Anlık bir cinsel haz umudu için anında vazgeçiliyor en vazgeçilmez sayılan değerlerden…

    Yüzü olmayan gövdelerin kötücül dansı başlıyor… Kulaklar duymuyor, tükenmiş ruhlar algılamıyor. Dağların en yüksek tepelerine ya porno, ya şeriat yazılıyor… Aşkı tatmadan ölenlerin kemikleri mezarlarda sızlıyor… Sevgiyle sarılamayan ve önce ruhlarını seviştiremeyenler, sadece bedenlerindeki duygusuz ve kirli kanın akışına veriyorlar kulaklarını…

    Urfa’da bir genç “namus dedikodusu” yüzünden kızkardeşinin boğazını kesiyor, İzmir’de bir adam, karısını evi terkedecek diye onbir yaşındaki oğluna öldürtüyor… İstanbul’da genç bir kızı, başkasıyla oldu diye nişanlısı kızın erkek kardeşine öldürtüyor…

    Bu ülkeden gökyüzüne cinsel açlık yağıyor…

    Bana Türkçe Bir Ekmek Ver / Cinsel Açlık Yağıyor Gökyüzüne Şiiri - Cezmi Ersöz Bana Türkçe Bir Ekmek Ver / Cinsel Açlık Yağıyor Gökyüzüne Şiiri - Cezmi Ersöz şiiri Cezmi Ersöz şiirleri
    Paylaşın Telegram VKontakte Facebook Twitter Tumblr WhatsApp

    Yazarın Diğer Şiirleri

    Otobüsümüz Yolun Kenarında Öylece Duruyordu Şiiri – Cezmi Ersöz

    Bir Hayalet Şiiri – Cezmi Ersöz

    Yedek Sevgili Şiiri – Cezmi Ersöz

    Soru İşareti Şiiri – Cezmi Ersöz

    Vazgeçmedim Şiiri – Cezmi Ersöz

    Son Yüzler / Varoluşçu Boyacı Şiiri – Cezmi Ersöz

    Bunları da Okuyun

    Sakının Şiiri – Abdurrahim Karakoç

    28 Aralık 2021

    Musiki Şiiri – Ümit Yaşar Oğuzcan

    28 Aralık 2021

    Arınmalar Şiiri – Afşar Timuçin

    29 Aralık 2021

    Kayrak Şiiri – Ahmet Günbaş

    29 Aralık 2021
    Bizi Takip Edin
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    Çok Okunanlar
    Ahmet Ada

    Kanto XI Şiiri – Ahmet Ada

    Ahmet Ada

    Azer Yaran’ın anısınaGitmiyor sonsuzluk denizi üstünden rüzgâr Gitmiyor Azer’in çan çiçeklerinden sesi Demek ölü otları…

    Arayı Arayı Bulsam İzini Şiiri – Yunus Emre

    29 Aralık 2021

    Dîvân-ı İlâhîyât 129 Şiiri – Aziz Mahmud Hüdayi

    29 Aralık 2021

    Ahmet Muhip Dranas Şiiri – Ümit Yaşar Oğuzcan

    28 Aralık 2021
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Şiirsiz kalmayın!

    İletişim: [email protected]

    Şiirler

    Kağanlığa Doğru Şiiri – Hüseyin Nihal Atsız

    29 Aralık 2021

    Serseri Kurşun Şiiri – Ümit Yaşar Oğuzcan

    28 Aralık 2021

    Bekleyiş Şiiri – Nevzat Çelik

    29 Aralık 2021
    Etiketler
    Agah şiirleri Pir Sultan Abdal şiirleri Necip Fazıl Kısakürek şiirleri Ruhsati şiirleri Aziz Mahmud Hüdayi şiirleri Abdurrahim Karakoç şiirleri Ahmet Selçuk İlkan şiirleri Karacaoğlan şiirleri
    Facebook Twitter Instagram
    • Anasayfa
    • İletişim
    © 2026 Şiirhane.
    Tüm hakları edebiyatın birbirinden kıymetli şairlerine aittir.

    Aradığınız şair veya şiirden birkaç kelime yazın.