Bunları da Okuyun

    Korku Şiiri – Özdemir Asaf

    29 Aralık 2021

    Yedi Eyvah Şiiri – Abdülkadir Budak

    29 Aralık 2021

    Kukla Tiyatrosu Şiiri – Behçet Necatigil

    29 Aralık 2021

    Anlatmam Derdimi Dertsiz İnsana Şiiri – Aşık Veysel Şatıroğlu

    29 Aralık 2021

    Aşk Batımı Şiiri – Gonca Özmen

    29 Aralık 2021

    Gelişin Nerdendir Bezirgan Başı Şiiri – Kul Himmet

    29 Aralık 2021

    Akşamları Kalbim Şiiri – Georg Trakl

    29 Aralık 2021

    Dîvân-ı İlâhîyât 190 Şiiri – Aziz Mahmud Hüdayi

    29 Aralık 2021

    Sone 72 Şiiri – William Shakespeare

    29 Aralık 2021

    Dağların Duman Olduğu, Suna’ya Mı Söylesene? Şiiri – Hasret Gültekin

    29 Aralık 2021
    Facebook Twitter Instagram
    Facebook Twitter Instagram
    Şiirhane
    • Anasayfa
    • Dönemler
      • Cumhuriyet Dönemi
      • Yedi Meşaleciler
      • Fecr-i Ati Topluluğu
      • Garipçiler (1. Yeni)
      • Halk Edebiyatı
      • İkinci Yeniciler
      • Milli Edebiyat
      • Öz (Saf) Şiir Dönemi
      • Tanzimat Edebiyatı (1. Dönem)
      • Tanzimat Edebiyatı (2. Dönem)
      • Tekke ve Tasavvuf Edebiyatı
      • Toplumcu Gerçekçi Şiir Dönemi
      • Servet-i Fünun Edebiyatı
    • Yabancı Şairler
    • Rastgele Şiir
    • İletişim
    Şiirhane
    Anasayfa»Yabancı Şairler»Pablo Neruda»Federico Garcia Lorca’ya Yanık Şiir Şiiri – Pablo Neruda

    Federico Garcia Lorca’ya Yanık Şiir Şiiri – Pablo Neruda

    Pablo Neruda- Pablo Neruda
    Telegram VKontakte Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email WhatsApp
    Paylaşın
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Issız bir evde,
    Korkudan ağlayabilseydim;
    Gözlerimi çıkarabilsem de,
    Yiyebilseydim;
    Senin sesin için yapardım
    Bunları,
    Yaşlı portakal ağacı sesin;
    Senin şiirin için yapardım
    Bunları,
    Çığlık çığlığa fışkıran şiirin.
    Baksana,
    Maviye boyuyorlar hastaneleri,
    Senin için;
    Kıyıdaki kenar mahalleleri
    Ve okullar,
    Senin için büyüyorlar;
    Tüy salıyorlar,
    Yaralı melekler;
    Pullar örtünüyor,
    Düğün balıkları;
    Deniz kestaneleri,
    Göğe uçuyorlar;
    Siyah tülleriyle terzi dükkanları:
    Kanla doluyorlar, kaşıklarla,
    Senin için;
    Ve,
    Yutuyorlar,
    Yırtılmış kurdeleleri;
    Öz canlarına kıyıyorlar,
    Öpüşe öpüşe;
    Ve ak sadeler giyiniyorlar.
    Bir şeftali ağacı
    Giyinip de,
    Kuş gibi seğirtirken sen;
    Kasırga gibi fırıl fırıl,
    Bir pirinç gülüşüyle gülerken;
    Türküler çağırdığında;
    Allak bullak ederken,
    Atardamarlarını,
    Dişlerini, gırtlağını,
    Parmaklarını;
    Vay ne şirindin,
    Kahrolurdum ben
    Kahrolurdum ben
    Kızıl göller için:
    Güz ortasında bir şahbaz at
    Ve kana belenmiş bir tanrıyla,
    Beraber yaşadığın.
    Kahrolurdum ben,
    Mezarlıklar için:
    Gece, sesi kısılmış
    Çanlar arasından,
    Suyla, mezarlarla küllenmiş
    Nehirler gibi geçen;
    Nehirler:
    Hasta asker koğuşları sanki,
    Tıklım tıklım dolu;
    Ve matem yağlı ölüme,
    Çürük taçlı mermer şifreli ölüme,
    Nehir nehir gelen ölüme doğru;
    Birdenbire taşıveren nehirler.
    Gece, ayakta, ağlaya ağlaya,
    Boğulmuş çarmıhların geçişini
    Seyrederken sen;
    Kahrolurdum seni görmek için:
    Bak,
    Ölüm nehrinin önünde ağlıyorsun
    Perperişan;
    Garip kalmış köşelerde başın,
    Durmaz ha, durmaz gözlerin
    Ağlar yaşın yaşın.
    Gece ve çıldırasıya yalnız,
    Külleri ısıra ısıra;
    Dumanı, gölgeyi, unutmayı:
    Siyah bir huniyle yığabilseydim,
    Trenlerin, gemilerin üstüne;
    Filizlendiğin ağaç için,
    Yapardım bunları,
    Topladığın,
    Yaldızlı su yuvaları için;
    Sarmaşık için,
    Yapardım bunları;
    Gecenin sırrını sana ileterek,
    Kemiklerini saran
    Sarmaşık için.
    Islak soğan kokusu gelen
    Şehirlerden,
    Seni bekliyorlar;
    Boğuk bir sesle,
    Şarkı söyleyerek
    Geçesin diye.
    Yeşil kırlangıçlar,
    Saçlarının arasına yapıyorlar,
    Yuvalarını;
    Dilsiz sperma sandalları,
    Peşin sıra geliyorlar;
    Sümüklü böcekler, haftalar,
    Yelkenleri düşürülmüş serenler,
    Kirazlar da,
    Dönüveriyorlar ossaat:
    Gözükünce solgun başın,
    On beş gözlü başın,
    Al kan içindeki ağzın.
    Şehrin otellerini,
    İsle doldurabilseydim;
    Hıçkıra hıçkıra,
    Yok edebilseydim
    Çalar saatları;
    Ezik dudaklarıyla yaz ayı,
    Evine nasıl gelecek,
    Göreyim diye
    Yapardım bunları;
    Yığın yığın insanların,
    Melil mahzun tantanalarıyla
    Ülkelerin,
    İşlemez sabanların,
    Gelincik çiçeklerinin;
    Mezar kazıcıların, süvarilerin,
    Kanlı haritaların, gezegenlerin,
    Evine nasıl geldiklerini
    Göreyim diye;
    Yapardım bunları.
    Küllerle örtülü dalgıçların,
    Uzun bıçaklarla delik deşik olmuş
    Meryem Ana tasvirlerini
    Sürüte sürüte gelen maskelerin;
    Damarların, köklerin, hastanelerin,
    Karıncaların, su gözelerinin,
    Evine nasıl geldiklerini
    Göreyim diye;
    Yapardım bunları.
    İçine kapanmış atlının
    Örümcekler arasında öldüğü
    Bir yatakla,
    Gecenin;
    Kinden, dikenlerden bir gülün,
    Sarıya çalan bir geminin,
    Rüzgarlı bir günle, bir bebeğin;
    Evine nasıl geldiklerini
    Göreyim diye:
    Yapardım bunları.
    Ben, Oliverio, Norah,
    Vicente Aleixandre, Delia,
    Maruca, Malva, Marina,
    Maria Luisa, Larco, La Rubia,
    Rafael Ugarte, Cotapos,
    Rafael Alberti, Carlos,
    Manolo Altolaguirre, Bebé,
    Molinari, Rosales, Concha Méndez,
    Ve daha da unuttuklarım;
    Evine nasıl gelecektik,
    Göreyim diye
    Yapardım bunları.
    Gel de taçlar takayım,
    Gel, sağlık esenlik delikanlısı,
    Gel, kelebek kıravatlı civan;
    Sen ey,
    Sonsuz hür siyah bir şimşek gibi:
    Pırıl pırıl insan;
    Madem, geç vakitlere dek,
    Kalınamıyor daha kayalıklarda;
    Bari aramızda konuşalım,
    Gel,
    Şöylece bir, olduğumuz gibi;
    Çiğ için olmadıktan sonra,
    Şiirlerde n’olacak yani?
    Bir ağu hançerin,
    İçimize işlediği bu gece için
    Olmadıktan sonra;
    Şiirlerde n’olacak yani?
    Bu tan kızıllığı için,
    Olmadıktan sonra;
    İnsanın vurulmuş yüreğinin,
    Ölüme hazırlandığı,
    Şu viran köşe için olmadıktan sonra
    Şiirlerde n’olacak yani?
    En çok gece, geceleyin:
    Kıyamet gibi yıldızlardır,
    Dolmuşlar hepten ırmağa;
    Bir kurdele gibiler,
    Fakir fukara dolu evlerin
    Pencerelerindeki..

    Bir ölen var,
    Onların evlerinde;
    Bürolarda, hastanelerde belki,
    Belki asansör ve madenlerde,
    İşlerinden oldular.
    Onulur şey değil yaraları,
    Yaratıklar,
    Acı çekiyorlar.
    Her yanda dert yanış,
    Her yanda,
    Vay şuymuş vay bu;
    Pencereler,
    Göz yaşıyla dolu,
    Aşınmış eşikler,
    Göz yaşından;
    Yüklükler ıslak,
    Bir dalga gibi
    Halıları dişlemeye gelen
    Göz yaşından,
    Oysa ki yıldızlardır akar
    Uçsuz bucaksız bir nehirde.
    Federico,
    Dünyayı görüyorsun.
    Yolları görüyorsun,
    Sirkeyi görüyorsun;
    Birkaç ayrılıştan,
    Taşlardan, raylardan gayrı,
    Kimseciklerin kalmadığı,
    Köşeden:
    Duman ha deyince,
    Zalim tekerleklerine;
    Hoşça kalları görüyorsun,
    İstasyonlardaki..

    Her yanda, sorunlar koyuyorlar,
    Çeşit çeşit insan var:
    Kanlı bıçaklı kör var,
    Öfkelisi, ümitsizi var,
    Yoksul var, tırnak ağaçları var;
    Şunun bunun sırtından,
    Geçinmek sevdasıyla;
    Harami var.

    Hayat böyle, Federico,
    Ey babayiğit,
    Ey kara sevdalı adam.
    Sana,
    Dostluğumun sunabileceği şey
    İşte bunlar..
    Sen de epeyce şey biliyorsun
    Şimdiden.
    Yavaş yavaş, daha da,
    Öğreneceklerin var.

    Çeviren: Enver GÖKÇE

    Federico Garcia Lorca'ya Yanık Şiir Şiiri - Pablo Neruda Federico Garcia Lorca'ya Yanık Şiir Şiiri - Pablo Neruda şiiri Pablo Neruda şiirleri
    Paylaşın Telegram VKontakte Facebook Twitter Tumblr WhatsApp

    Yazarın Diğer Şiirleri

    Yargıçlar Şiiri – Pablo Neruda

    Uyansın Oduncu Şiiri – Pablo Neruda

    Tembel Şiiri – Pablo Neruda

    Toqui Kaupolikan Şiiri – Pablo Neruda

    Pedro Valdivia’nın Kalbi Şiiri – Pablo Neruda

    Savaşan Toprak Şiiri – Pablo Neruda

    Bunları da Okuyun

    Kanto XLIII Şiiri – Ahmet Ada

    29 Aralık 2021

    Çaresiz Şiiri – Yavuz Bülent Bakiler

    29 Aralık 2021

    Enkaz Şiiri – Ahmet Günbaş

    29 Aralık 2021

    Yol’un Şiiri – Özdemir Asaf

    29 Aralık 2021
    Bizi Takip Edin
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    Çok Okunanlar
    Ümit Yaşar Oğuzcan

    Üç Şiiri – Ümit Yaşar Oğuzcan

    Ümit Yaşar Oğuzcan

    Bir adam üçe bölündü Ömrün daracık sokaklarında Üç ışık yandı ansızın O yorgun gözkapaklarında………………..

    Fırat Şiiri – Arif Nihat Asya

    29 Aralık 2021

    Sabahtan Bir Güzel Gördüm Şiiri – Aşık Veysel Şatıroğlu

    29 Aralık 2021

    Bi Sen Eksiktin Ayışığı Şiiri – Can Yücel

    28 Aralık 2021
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Şiirsiz kalmayın!

    İletişim: [email protected]

    Şiirler

    Çığlık Şiiri – Ataol Behramoğlu

    21 Mart 2022

    Selam Olsun Şiiri – Ahmet Selçuk İlkan

    28 Aralık 2021

    Ter Beni Şiiri – Aşık Sefai

    29 Aralık 2021
    Etiketler
    Pir Sultan Abdal şiirleri Necip Fazıl Kısakürek şiirleri Aziz Mahmud Hüdayi şiirleri Ahmet Selçuk İlkan şiirleri Karacaoğlan şiirleri Abdurrahim Karakoç şiirleri Agah şiirleri Ruhsati şiirleri
    Facebook Twitter Instagram
    • Anasayfa
    • İletişim
    © 2026 Şiirhane.
    Tüm hakları edebiyatın birbirinden kıymetli şairlerine aittir.

    Aradığınız şair veya şiirden birkaç kelime yazın.