Doymadım size, doymadım,
Bahçemin ağaçları, bahçemin çimeni, çiçeği,
Bahçemin dikenleri, doymadım size,
Duvarlar, çitler, kayrak taşları,
Kayrak taşlarıyla konuşan çeşme…
Bazen rüzgârın uğultusuna karışıyor,
Bazen ağustos böceğinin teranesine
Büyük Bahçıvan’ın beni çağıran sesi,
Eylülün sarı yaprakları çağırması gibi
Ve gecenin, sarhoş kelebekleri…
Bir bahçe mi olsam, gittiğim yerde?
Yalnızca bir ağaç mı pınar başında?
Mor renkli bir güz çiçeği mi,
Gök rengi bir yaz çiçeği mi yoksa?
Hiç biri değil, hiç biri belki!
Bir şarap testisi olsam, bir şarap testisi,
Tıpkı böyle bir bahçede,
Tıpkı böyle bir ceviz ağacının altında
Sızıp kalan bir bahçıvanın
Boynuna sarılıp ağladığı bir şarap testisi!