Bunları da Okuyun

    O Şiiri – Necip Fazıl Kısakürek

    28 Aralık 2021

    Müfredât 149 Şiiri – Aziz Mahmud Hüdayi

    29 Aralık 2021

    Bahnhofstrasse Şiiri – James Joyce

    29 Aralık 2021

    Düş Delisi Şiiri – Betül Tarıman

    29 Aralık 2021

    Dilimde Ezkarım Virdim Şiiri – Ruhsati

    29 Aralık 2021

    Zamir Şiiri – Adnan Satıcı

    29 Aralık 2021

    Leylâ Vü Mecnûn 201-300 Şiiri – Fuzuli

    29 Aralık 2021

    Eylül Sabahı Şiiri – Nigar Hanım

    29 Aralık 2021

    Ne Zaman Şiiri – Mevlana Celaleddin Rumi

    28 Aralık 2021

    Dağlar Dağladı Beni Şiiri – Neşet Ertaş

    29 Aralık 2021
    Facebook Twitter Instagram
    Facebook Twitter Instagram
    Şiirhane
    • Anasayfa
    • Dönemler
      • Cumhuriyet Dönemi
      • Yedi Meşaleciler
      • Fecr-i Ati Topluluğu
      • Garipçiler (1. Yeni)
      • Halk Edebiyatı
      • İkinci Yeniciler
      • Milli Edebiyat
      • Öz (Saf) Şiir Dönemi
      • Tanzimat Edebiyatı (1. Dönem)
      • Tanzimat Edebiyatı (2. Dönem)
      • Tekke ve Tasavvuf Edebiyatı
      • Toplumcu Gerçekçi Şiir Dönemi
      • Servet-i Fünun Edebiyatı
    • Yabancı Şairler
    • Rastgele Şiir
    • İletişim
    Şiirhane
    Anasayfa»Yabancı Şairler»Ingeborg Bachmann»Curriculum Vitae Şiiri – Ingeborg Bachmann

    Curriculum Vitae Şiiri – Ingeborg Bachmann

    Ingeborg Bachmann- Ingeborg Bachmann
    Telegram VKontakte Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email WhatsApp
    Paylaşın
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    uzundur gece,
    uzundur, ölemeyen
    adam için, uzun süre
    yalpa vurur çıplak bakışları
    sokak lambalarının altında,
    içkili soluğuyla körleşen gözleri
    ve tırnaklarının altındaki et kırıntılarının
    kokuları, uyuşturmaz her zaman, Tanrım,
    uzundur gece.

    beyazlaşmıyor saçlarım,
    çünkü ben, makinelerin rahminden çıktım
    sürünerek, çamkatranı pembe bir çizgi
    çekmiş alnıma ve saç örgüsüne,
    saçlarda karbeyazı boğulmuş. Ama ben,
    büyük reis, yürüdüm onçarpıyüzbin
    ruhluk kent boyunca ve ayaklarım,
    onçarpıyüzbin soğumuş barış çubuğunun sarktığı,
    deri kaplı gökyüzünün altında kırkayaklar gibi
    kaynaşan ruhlara bastı. Çoğu kez
    meleklerin huzurunu istedim kendime,
    bir de dostlarımın çaresizlik çığlıklarıyla
    dolmuş av bölgelerini.

    ayakları ve kanatları iki yana açılmış,
    herkesin bildikleriyle havalandı gençliğim,
    kirli su birikintilerinin ve yaseminlerin üzerinden
    uçularak varıldı, kare köklerinin gizini saklayan gecelere,
    şimdi ölümün söylencesi, sanki her saat penceremde,
    kurt sütü verin bana ve gırtlağıma benden öncekilerin
    kahkahalarını akıtın, eğer safaların üstünde
    uyuya kalırsam, ve eğer görürsem utandırıcı bir düşte
    düşünmeyi beceremediğimi, ancak yılan biçimi
    saçakların püskülleriyle oynayabildiğimi.

    annelerimiz de düşlemişlerdi
    erkeklerinin geleceğini,
    pek etkileyiciydi gördükleri,
    her biri devrimci ve yalnızlığına gömülmüş,
    ama bahçede, duanın ardından,
    yalazlanmış otların üstüne eğildiklerinde,
    aşklarının geveze çocuğuyla eleleydiler.
    söyle, benim kederli babacığım, neden
    susmuştunuz o zamanlar,
    düşünmeyi sürdürecek yerde?

    gecelerden birinde yitip gittiğinde insan,
    ateş etmeyen bir topun yanında
    ve ateş fıskiyelerinin ortasında,
    kahredesiye uzundur gece; sarılık olmuş
    ayın atığının, safra rengi bir ışığın altında,
    iktidar özlemiyle dolu bir düşün ardından
    fırtına gibi geçip gitti (engelleyemediğim) kızak,
    içinde kürklere bürünmüş tarihle birlikte.
    uyuduğumdan değil: Uyanıktım aslında,
    buz iskeletlerinin arasında aradım yolumu,
    eve döndüm, kollarıma sarmaşıklar doladım
    ve bacaklarıma, güneşin kalıntılarının yardımıyla
    yıkıntıları aklaştırdım.
    kutladım büyük bayramları,
    ve ancak müjdelendikten sonra,
    ekmeği ikiye ayırdım.

    büyük izler bırakan bir zamanda,
    çabuk gitmelidir insan, bir ışıktan
    ötekine ya da bir ülkeden bir başkasına,
    gök kuşağının altında, pergelin ucu yürekte,
    odak noktası alınan ise, gece.
    alabildiğine açık. Dağlardan
    göller, göllerin içinde dağlar görünür,
    ve bulutların arasında, çalar
    birinin dünyasının çanları.
    kimin dünyası olduğunu öğrenmek ise
    bana yasaklanmıştır.

    bir Cuma günü oldu
    -oruçluydum yaşamım adına,
    havadan sanki limon suyu damlamaktaydı
    ve kılçıklar saplanmıştı damağıma-
    o sırada bir yüzük çıkardım
    açılan balığın içinden, doğumumda
    gecenin nehrine atılmış ve batmıştı.
    onu geceye geri verdim.

    ah, keşke korkmasaydım ölümden!
    bulabilseydim sözcükleri,
    (kaçırmasaydım) ,
    dikenler olmasaydı yüreğimde,
    (güneşi vurabilseydim) ,
    olmasaydı ağzımda bu susamışlık,
    (vahşi suları içmeseydim) ,
    açmasaydım kirpiklerimi,
    (sicimi görmeseydim) .

    gökyüzü mü çekip götürdükleri?
    taşımasaydı eğer yeryüzü beni,
    çoktan uzanmış yatıyor olurdum,
    çoktan yatardım, gecenin
    olmamı istediği yerde,
    daha kabartmadan burun deliklerini,
    ve ayağını kaldırmadan
    yeni darbeler için,
    hep peşinde yeni darbelerin.
    hep gece.
    ve gün, hiç yok.

    Curriculum Vitae Şiiri - Ingeborg Bachmann Curriculum Vitae Şiiri - Ingeborg Bachmann şiiri Ingeborg Bachmann şiirleri
    Paylaşın Telegram VKontakte Facebook Twitter Tumblr WhatsApp

    Yazarın Diğer Şiirleri

    Duvar Arkasında Şiiri – Ingeborg Bachmann

    Gecenin Nal Sesleri Arasında Şiiri – Ingeborg Bachmann

    Elbet Anlamı Olabilirdi Şiiri – Ingeborg Bachmann

    Düş Yürek Şiiri – Ingeborg Bachmann

    Bilmece Şiiri – Ingeborg Bachmann

    Alacakaranlıkta Şiiri – Ingeborg Bachmann

    Bunları da Okuyun

    Kanto XXX Şiiri – Ahmet Ada

    29 Aralık 2021

    Biz ki Gülüyüz Hiç’in Şiiri – Ahmet Necdet Sözer

    29 Aralık 2021

    Kod Adı Aşk Şiiri – A. Hicri İzgören

    29 Aralık 2021

    Bir Gün Anlarsın Şiiri – Ümit Yaşar Oğuzcan

    28 Aralık 2021
    Bizi Takip Edin
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    Çok Okunanlar
    Ahmet Selçuk İlkan

    İşte Aşk Bu Şiiri – Ahmet Selçuk İlkan

    Ahmet Selçuk İlkan

    Dokunduğunda çiçekler açtı mı avuçlarında Öptüğünde yağmurlar birikti mi gözlerinde Sarıldığında yıldırımlar koptu mu yüreğinde…

    Sar’öküzü Benden Sual Sorarlar Şiiri – Pir Sultan Abdal

    29 Aralık 2021

    Bir Hüzün Mevsiminden Çıkarken Kalbim Şiiri – Ahmet Telli

    28 Aralık 2021

    Trakya’dan Diyarbakır’a Milliyetçilik! Şiiri – Alper Gencer

    29 Aralık 2021
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Şiirsiz kalmayın!

    İletişim: [email protected]

    Şiirler

    Poyraz Yeli Esme Şiiri – Karacaoğlan

    29 Aralık 2021

    Travma Şiiri – Abdülkadir Budak

    29 Aralık 2021

    Ülkü Şiiri – Caner Kara

    20 Mart 2022
    Etiketler
    Ahmet Selçuk İlkan şiirleri Pir Sultan Abdal şiirleri Necip Fazıl Kısakürek şiirleri Aziz Mahmud Hüdayi şiirleri Karacaoğlan şiirleri Agah şiirleri Ruhsati şiirleri Abdurrahim Karakoç şiirleri
    Facebook Twitter Instagram
    • Anasayfa
    • İletişim
    © 2026 Şiirhane.
    Tüm hakları edebiyatın birbirinden kıymetli şairlerine aittir.

    Aradığınız şair veya şiirden birkaç kelime yazın.