Bunları da Okuyun
Dönemler
Ben, Gülebilmemiz için ağlıyan Ağlıyabilmemiz için gülen adam. Ben bir tarik-i dünya. Hallac-ı Mansur’dan sonra Benim derim yüzülecek Zonguldak’ta Ve…
Benden zarar gelmez Kovanındaki arıya Yuvasındaki kuşa; Ben kendi halimde yaşarım Şapkamın altında. Sebepsiz gülüşüm caddelerde Memnuniyetimden; Ve bu çılgınlık…
Tanrım açamadık içimizi Artık buluşmamız mahşere kaldı.Ne yelken ne gemi var limanda Kaçmak bir uzun sefere kaldı.Mercan bir sahildeymiş gemiler…
Nasibin dalda çocuk Uzan uzan dallara Nasibin yolda çocuk Düş düş yollaraNasibim sensin çocuk Seni yağmur gibi Bulut gibi Gönderen…
Payıma düşen toprak parçası Senin de payına düşer Ayrılık gayrılık yok Ölüm nefesinde nasıl olsa Amma henüz vakit erken Daha…
Ben ölsem be anacığım Nem var ki sana kalacak Ceketimi kasap alacak, Pardösömü bakkal Borcuma mahsuben… Ya aşklarım Ya şiirlerim…
Sen aziz şehrim, Uykusuz yaşadığımı bilmelisin. Bütün işçilerin Saçak altında uyuduğu bir saatte, Ben mızıka çalarak geçiyorum sokaktan. Sen aziz…
bu şiirde soyunabilirsiniz geceler boyu, yangın gibi gündüzler boyu öyle ayıp ayıp bakmayın canım şunun şurasında yelkenler fora olacak ne…
Kabarmış hindi çatlatan bakışıyla geçti sokakların kılcal damarlarından aşk vurdu onu, artık her şey kırılabilir ki üstlerine deniz attığı kadınlar…
İdil baban yorgun bir tilki gibi uyuyor ve doğduğu ormanın avcılara satıldığını görür düşündeannen derin bir yara izi gibi uyuyor…
Berna sonra gittik bir kır kahvesine oturduk bizimmiş gibi bütün güneşler bahçelere gelincik döşüyordu ilkbahar takmış baca temizleyicilerini koluna çay…
Deniz “Beyaz Güller Hastanesi’nde yaşamın elini ilk kez tuttuğun zaman Tanrı oyuncaklarını yüzünde unuttu senin ve mavi bir uçurum ekledi…
Aslı karanlıktan korkan ay sıyrılınca bulut ordusundan gördüm gerçeğe düş dolduran yüzünü yanan bir deve kervanı geçiyordu alnından saçlarından bir…
Ebru sen kar topuna tutulan bir yıldızsın Ebru duvarlara karşı çalınan ıslıksın beyaz bir bulutsun çamaşır makinesine atılan metal yığınlarının…
Belizadını vapurda duydum martılara gemilere âşık olup olmadıklarını soran iki denizcidenEros sana da ok atmış dediler merak ettim bir yerine…
Nilüfersoruyu cahilliğime ver ben geldiğimde de dönüyor muydu dünyasoruyu dalgınlığıma var yağıyor muydu içimi ıslatan bu yağmur dasoruyu şaşkınlığıma ver…
kanadı kırık kelebeği zor yetiştirdik Acil’e renk yitiriyordu kırıkça sarı az sarhoş pembe durumu ağırdıkapıda dikilen ilkbahara söyleyin boşuna beklemesin…
seni öpmeye geldim, omzumda bir Selçuklu kartalı sırt çantamda küller Bergama Kitaplığı’ndan yüzümde Mariacka Sokağı’na yağan yağmurun krallığı seni öpmeye…
Sevgilin “çukulata götürelim,” derken, sen “oyuncak alalım,” diye tutturdun, “nasıl olsa bi’ gün bebeleri olacak di mi? ” “ya çocuk…
çantanda bir sürü anahtar var Lale biri evinin, geceleri merdiveninden korkarak çıktığın biri yalnızlığın, kalabalıklardan damıttığın giysi dolabının biri, ki…