Bunları da Okuyun
Dönemler
Seherden uğradım dostun köyüne Hoş geldin sevdiğim in dedi bana Tomurcuk memesin verdi ağzıma Yorgunsun sevdiğim em dedi banaBenim yârim…
Dinle sana bir nasihat edeyim Hatırdan gönülden geçici olma Yiğidin başına bir iş gelince Onu yad ellere açıcı olma Mecliste…
Ölüm ardıma düşüp de yorulma Var git ölüm bir zaman da gene gel Akıbet alırsın komazsın beni Var git ölüm…
Bana kara diyen dilber Kaşların kara değil mi Yüzümü güldüren gelin Gözlerin kara değil miGüzel ben seni isterim Seni koynumda…
Karac’oğlan der ki bizi kayıran İki canı birbirinden ayıran Muhannet sofrasında karnın doyuran İki elle zehir yemiş gîb’olur.
Üryan geldim gene üryan giderim Ölmemeye elde fermanım mı var Azrail gelmiş de can talep eyler Benim can vermeye dermanım…
Bir sofra isterim kimse sermedik Bir yayla isterim kimse konmadık Bir güzel isterim yad el değmedik Ellenmiş de bellenmişi n’ideyimSeverim…
Cennet cehennem yoktur diyenler İl hakkını alıp haksız yiyenler Al yesil konaktan hükm’eyleyenler Dur bakalım canım beyler kalır mıKarac’oglan her…
Evvel Allah, ahir Allah Andan ulu gelmemiştir Hak Muhammed’den sevgili Hakk’ın kulu gelmemiştirSah-ı merdan idi adı Cömert sofrasın kim kodu…
Değirmenden geldim beygirim yüklü Şu kızı görenin del’olur aklı On beş yaşında kırk beş belikli Bir kız bana emmi dedi…
Ağacın eyisi özünden olur Yiğidin eyisi sözünden olur İl için ağlayan gözünden olur Ağlama hey gözü yaşın sevdiğimYavrı keklik gibi…
İncecikten bir kar yağar, Tozar Elif, Elif deyi… Deli gönül abdal olmuş, Gezer Elif, Elif deyi…Elif’in uğru nakışlı, Yavrı balaban…
Vara vara vardım ol kara taşa Hasret ettin beni kavim kardaşa Sebep ne gözden akan kanlı yaşa Bir ayrılık bir…
Fethiye’de bir otelin Geçmişe sarkan balkonu Akşamlı dağlar Toroslardan mı bu serinlik Yamaçlarda gözleri oyuk Kırık bir yontu Gizemli bir…
Sabah çiğlerine benziyen gözlerini Söndürüyor tozlu kitaplar Güneşi kapatan duvarların dibinde Taş kesilmiş soğuk bir dünya Yıldızlara dokunmak çiçek sulamak…
İlk günlerindeki gibi Troya’nın Usulca dokundu mor yamaçlarına Gül parmaklı şafak İda’nın Işıdı sonyaz’ın gergin karnı Kuytularda ince bir rüzgar…
Sen hürriyetin türkülerin kızı Sen sıcaklığı kanımın Şu koskoca dünya üzerinde Yoldaşı kimsesiz canımınİşte gözgöze geldik bu akşam İnandım aşılırmış…
Eşin dostun yaşıyor bak bahçelerde Sen çıplak bir doruğun üzerindesin Tam rüzgârın engini sardığı yerdeYekpare bir mavilik üstünden akar Altında…
Yıl kırk yediydi sonbahardı Üstümde başka gök başka bulut Cebimde param vardı Tramvaylar taksiler emrime hazır Durağım İstanbullar AnkaralardıYıl kırık…
Birşeyler koparılıyor göğsümden Hoyrat pençelerle İğne deliğinden geçiyorum acıların Dağılıp toparlanıyorum yeniden Ben yalnız komayan bozkırda Uzak düşler uzak düşler…