Bunları da Okuyun
Dönemler
Ne arıyorum çarşıda tezgâhlardan düştü ellerim ne alıp ne satmaya uzun sokaklar düşlemek benim işim yaza bakan, kireç boyalı koştursun…
Gidiyorum işte Hayalde gör, düşte gör.Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin hançeri, saplanmadan hep tehditle yürütür beni. Bilmem neden ve…
Biliyor musun hangi düşte olduğumu? Hangi yıldızdan çekmeli yerimi saptayacak ışık çizgisini? Yeryüzünü karıştıranım ben; yeri bulunmaz artık andığım eşyanın.…
Bir keder işaretidir bozkırda insan, imge yüklü bir ağaç, salınır özür vadisinde; yıkıntı gelir ardından, leş sırtarır tene. Gün gelip…
1.. bir deli kadın korkuluğumu kaçırttı kargalar dönecek bir evim yok uzaklara atıyorum şapkamı yüreğimi “hayra” yoruyor bir deli kadın…
Çıkar gelir alacakaranlık yeni sürülmüş tarlalardan her adımda biraz daha yiten topukları ve taflan külüne kokan elleriyle çıkar gelir her…
seher vakti siliniyor yeryüzünün sürmesi gözünden kırılıyor gökyüzünün camları iğneler, ısırıklarla dolu denizin y………………..
-I-Ne zaman onur duysam yaza verdiğim ömürcükten ve yalnızlığımı duyarlı bir duvarla paylaşmaktan; ısınmış kuşlar getirir kibrit kutusu odalara yalnız…
Seni seviyorum çağladıkça coşan su estikçe dellenen rüzgar ekildikçe anaçlaşan toprak öğütler bunu banaseni severken türküden türküye geçer ırmak toprak…
Ayrılsam mı kavuşsam mı şaşırdım bu iskelede. Kararsızlığın ortasında ihbar ediyorum belleğimi. Tekrar ediyorum insanlığımı habire. Bir anda binip gemilere…
Bir devir aşk diye beni doğurdu Aldı bedenimi Mağrip sıtmalarından Nil diplerinden söktü ruhumu Sisli denizlere açıldım bir zaman; ne…
Kışın soğuk balıktan günlerini sayıyorum ağımda. O yaza hiç dönülmeyecek! O başlatılmamış, o varsayılan ortasında yaşanmış sevda yakılmamış bir mum…
Gözyaşlarının gücü vardı eskiden ırmak yüklü adamlardır, tuz katarlarının ardınca giden gölgemizde damlaların bıraktığı izlerden açılırdı hayal, tuzun sudan bukağısı…
Küçüğüm, sen şimdi onsekizindesin Güzelliğin gün günden dillere destan Hatıramda herbiri seninle canlanan İzmir’in günlerinde gecelerindesinSönmüş yanardağlar, kaleler eteğinde Yüzyıllardır…
Dün, Köprü’nün korkuluğuna dayadım elimi Buz gibi Artık denize bakmak Serinletmiyor içimi Ne çare üşütüyorİşten çıkınca karanlık basıyor İnsanların hali…
Diyelim bir masa var önümde Elimde bardak Oturmuş içiyorum Bardak mı Urla mı tuttuğum? Bardağı masaya Tak! Vurdum mu vurdum…
Sonuna geliyoruz dostum Eksiliyor soframızda Bir bir iskemleler
Sinemalarda kalabalık sahneler görürsün Eski esir pazarlarını hatırlatır Güney Pasifik´te ya da Afrika´da bir liman Kocaman gemilerin yanaştığı kıyıda Tektük…
İçimden hep iyilik geliyor Yaşadığımız dünyayı seviyorum Kin tutmak benim harcım değil Çektiğim bütün sıkıntıları unuttum Parasız pulsuzum ne çıkar…
Bu sabah bahçede karşıma Küçük bir serçe kuşu geldi; Havuzun taşına kondu,………………..