Bunları da Okuyun
Dönemler
Sanırım, insanların her suçunda ben varım; Günah uzun bir kervan, tâ ucunda ben varım!
Sofrada değişir her şey, ekmek değişmez; Ne kanun! Değişmez’e hasret çekmek değişmez.
Bir haman ki, arınma gayesinden şahaser; Arınmışların yeri, Cennette nurlu Kevser.
Hep ayrılık; isteğe varınca istek ölür, Bir anda ölseler de insanlar tek tek ölür…
Diyorlar bana: Kalsın şiir de söz de yerde! Sen araştır, göklere çıkan merdiven nerde?
Kâinatta ne varsa suda yaşadı önce; Üstümüzden su geçer doğunca ve ölünce.
Çocukken gün battımı, bir köşede ağlardım; Nihayet döne döne aynı noktaya vardım.
Mayın tarlasına düşmüş bir deliyim, hudutta; Gözüm, sekizinci renk ve dördüncü bulutta….
Kim var o nizama ki, Hak yolunda kırbaçlık; Fırın, fikir ekmeği verinceye dek, açlık…
Yalnızız, beşikten tut, tabuta kadar yalnız; Ülfet, kara yalnızlık madeninde bir yaldız…
Ne kadar göz bebeği varsa üst üste gelse Yine ayrı manzarayı, ayrı görüş herkese..
Bu gömlek dikiş tutmaz hep söküle söküle; Bütüne gel deseler ve gitsek güle güle…
İnsandan murad onlar, ölümü öldürenler; Ötenin ötesinde sonsuz hayat sürenler…
Sordular: Adresi ne? .. Çeşmeye karşı, dedim; “Çanakkale içinde aynalı çarşı” dedin.
Maymun: “insan bendendir, bu benim devrim” dedi; Başına bir oturak geçirdi, “devrim” dedi! ! …
Şehirlerde tabanım değil, yüreğim yarık: Nur şehrine gidelim, yürü, çilekeş çarık!
Bu dünya bir tamam’dan eksiklikler âlemi; Kopuşlar, ayrılıklar, kesiklikler âlemi…
Bir kalbim varki benim, sevdiğinden burkulur: Kahredenden ziyade, sevilenden korkulur…
Bir nizam ki, eskimez, yıpranmaz, sendelenmez, Mekân onu aşamaz, zaman onu delemez.
Bin sene evvel, iğne ucuyla delindi zar; Resûlden haber geldi, mezarsız öldü Sezar! ..