Bunları da Okuyun
Dönemler
I Bakınca pencerenden genzinde duyuyorsun ölümü ve kokusunu kükürtün. Bir pusula kapıda – uzaktaki bir dosttan- bir muştuyu taşıyor görmediğin…
C. A. Kansu’nun anısınaYaprak dökülür, omcalar soyunur güz çimenleri yeşerir toprakta bir asmada bağbozumundan kalma bir salkımla karşılaşır insanNe gitti,…
ben bir gün aşkı seçerimsonra gelir bir gün yoksayma provaları sonra gelir bir gün unutuşun hecesisonra bir gün adını sorarım…
Mevsimlerden denizi, inceliklerden en çok geçmişi özlediniz. Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca bizim gibi kaçmadınız. Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi…
Yüzünde arardım gökyüzünü dünyayı uyandırıp her sabah ve acıyla o zaman yüzünde arardım gökyüzünü.Sana bakardım dokunurdum uzardı ellerim dokundukça uzardı…
aşk şarkı söylemeye başladı ama rast perdesinden bir şey değilaşk dallara takıldı, yapraklar yapraklarla ‘tün sokaklar verevine boyandıaşk büyük evliliğe…
IKapasam gözlerimi gözlerini görüyorum ve ağışını bir bulutun yüreğinden yüreğime.ve yüreğime gömüyorum yassı dağları toprak damları Samsat’ı, deli Fırat’ı yüreğime…
sıraya girdiler bir bir birbir sıraya kim mahsun değil kim büküyor boynunu hangi kasaba sulamış kendi ikindisini kim hangi resmi…
fırat’agünler yanlış zaman kısa ben gittikçe yalnızım kalksam trenler istasyonlar eskişehir ankara sabah gri bir gök ben adıma yanlışımkalksam kara…
Karanlığı soruyordun! Çocukluğumu, yeniyetmeliğimi bilebilecek misin? Bir kader-kısmet kutun oldu mu hiç senin? Plastik saatler, zıpzıp toplar içeren bir kutunun…
Bir muştu gibi iniyor gün aydınlık ve anlaşılır bir çocuk saflığıyla bir gülüş gibi terli çarşaflara sıkıntılara geceden kalma karanlıklara…
Bulutları yer değiştirirken. Yağmuru, daha yağmadan. Şehrimizi gitmeden. Gelecek mektupları, henüz yazılmadan. Mesafeleri tüketmeden. Sabahı, geceden. Gölgeyi, bizimle yer değiştirmeden.…
seni anımsayıp yazdığım şiirleri eline aldığında bilerek oku sana yazdığım her maktubu sıkılma sevdiğim gülerek oku acı sözler söylersem satırlarımda…
Nasıl eskiyim nasıl eskiyim ince bıçaklar gezdiriyorum yedeğimde.Bana eksiklerden söz etme işte şu deniz şu yürüdüğüm fırtına bak nasıl taşırıyor…
şiir sürer, kalbin ölümlüdür çünkü an’lar ölümlüdür, ölümdürdönüp seni bulan sesin, sesler ölümdür sis çanı, çanlar, ıslanmış bir lunaluna gecesi…
saçlarımı erken rüzgarlarla dağıttım alnımdaki lekeler eylül ıslıklarından yüzüm kör bir aydınlıkta nedensiz şimdi yani nedensizim, yani yolum uzun, gün…
hani kuşlar kaldıracak yangınlar üfürecekti yel uykusuzluklar büyüyecekti haninerde büyük ağartı nerde yelbir söz söyle içinden durma! bir gül daha…
Biliyor musun giderek azalıyoruz böyle sen bir susuşa doğru kırılarak ben senin susuşunun ardında nereye gitsek orada olmuyoruz biliyor musun…
Deniz kıyısında koşuyordum Birden ormanın içine girdiğimi farkettim Şimşek çaktı, gök gürledi, yağmur başladı Ormanda yapayalnızdım “Ne kadar somut şiirler…
Güzel ikizim, ne kadar acayip değil mi, bu kadar saf bir insanın yorgun görünmesi, iyi bir kalbin alıp başını gitmesi,…