Bunları da Okuyun
Dönemler
Gönül verme cihânın lezzetine Ki ol değmez sonunda hasretine
Hazret-i Mevlâ hidâyet etmeyince bir kula Çâre yokdur ol kim insafa gele hâsıl ola
Şol âşık-ı sâdıkda kim terk-i sivâdan tâc ola Ol kasr-ı kurba erişip âlem ana muhtâc ola
Mâziye kılma te’essüf yeme müstakbel gamın Hâlini hoş gör ki ömrün hâsılı imrûzdur
Kışın iyi gününe hasmın iyi sözüne Her kim aldanırsa pişmânlığı üzerine
Beğim ol nefs-i emmâretü bi’s-sû’ Hevâsına uyanı etdi bed-hû
Bahrin ahvâlin anla cûşundan Kutlu gün bellidir doğuşundan
Fazlınladır ancak senin olduğumuz ihsân karîn El-hamdü lek ve’ş-şükrü lek âyâ mücibe’s-sâilîn
Sakın aç kalırım sanma hey insân Hemân şükr ede gör ni’met firâvân
Kâli ko hâle er efendi hemîn Anı da geçip ol makâma karîn
Ni’met-i sıhhat dahi îmân-ı kâmil var iken Mülk ü mâl ü saltanat ister mi hiç âkil olan
Erip lutf u kerem dârü’ş-şifâ-i fazl ü rahmetden Halâs eyle bizi yâ Rab meded bu derd ü mihnetden
Ahmed’in farkı Ahad’dan mîm-i imkân iledir Aradan imkânı kaldırsan kalır vahdet hemîn
Âkil olan devlet-i dünyâya mağrûr olmasın Rüşdi olan bir kuru sevdâya mesrûr olmasın
Âkil olan anlar bunu dünyâ misâfir hânedir Bâkî safa tahsîline sa’y etmeyen dîvânedir
Erişirse kerem dildâr elinden Halâs olurdu dil ağyâr elinden
Halâs olsa kişi ağyâr elinden Ererdi lutf-ı bî-had yâr elinden
Bülbül-i şûrîdeden gelmez gülistâna zarar Bâğbânım sen hemân bûstânın ayrıkdan sakın
Hudâ dilde siper kolda kılıç belde nacak elde Eğer evde eğer yolda hazer kıl mekr-i düşmandan
Gerçi kim dîvâneye derler kalem yok gâh olur Söz gelir altûn kalemle yazılır dîvâneden