Bunları da Okuyun
Yabancı Şairler
Sanki bin yaşındayım, o kadar hatıram var. Gözleri bilançolar, manzumeler, ilamlar, Romanslar, sevgi talan mektuplar, makbuzlara Sarılı gür saçlara dolu…
Söyle, Anlaşılmaz adam, kimi seversin en çok, ananı mı, babanı mı bacını mı, yoksa kardeşini mi? “Ne anam, ne de…
Yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu, Divanımız olacak ,bir mezar gibi derin; Bizim için açılmış, en güzel iklimlerin O garip çiçekleri…
Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman; Deniz aynandır senin, kendini seyredersin Bakarken, akıp giden dalgaların ardından. Sen de o…
Hatıralar annesi, sevgililer sultanı, Ey beni şadeden yar, ey tapındığım kadın. Ocak başında seviştiğimiz o zamanı, O canım akşamları elbette…
Sık sık, eğlenmek için, acımasız tayfalar Yakalar kanadından bu deniz kuşlarını, Ürkütücü sularda gemileri izleyen Yolcuların yıllardır dost arkadaşlarını. Gökten…
sırtlan beyaz adamın yükünü dök ortaya en iyi mahsülünü gönder oğullarını sürgüne efendilerinin istediği hizmeteyüklen beyaz adamın yükünü vahşidir barışın…
Tüm çevrendekiler kendinden geçip de Seni suçladıkları anda soğukkanlı kalabilirsen Herkes senden şüphelendiği halde Onların kuşkularını hoş görebilirsenBekleyebilir ve beklemekten…
çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse sen aklı başında kalabilirsen eğer herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır…
Mixoac köyümdü benim. Üç hecesi gecenin, bir güneşten yüz üzerinde, yarım maskesi gölgenin. Toz bulutları geldi ve yedi onu. Kaçtım…
1.ÇİÇEKAğlama, çengel, diş, ulumalar, etobur hiçlik, çalkantı, hepsi yokolmakta bu basit çiçeğin önünde.2. O KIZHer gece iner kuyuya ertesi sabah…
Ta buralara geldim Çekerek bu çizgileri, Öylesine; Yeşilli mavili bir cami, Altı yassılmış bir minare, İki ya da üç mezar,…
Gözlerim keşfeder seni çıplak ve örter seni ılık yağmuruyla bakışların * Seslerden bir kafes açılır Sabaha daha ak baldırlarından geceki…
“Müzik ve ekmek, süt ve şarap, aşk ve uyku. Bedava. Büyük ölümcül kucaklaşması birbirini seven iki düşmanın: Her yara bir…
Bir gün yiter gider Evren gökyüzünde Karda iz bırakmaz ışık Bir gün yiter gider Kapıları açmaya ve kapatmaya….Güneşin tohumu çatlar…
Soğuk hızlı eller çeker geri teker teker karanlığın sargılarını açarım gözlerimi hâlâ yaşıyorum ortasında henüz taze bir yaranın. Octavio Paz…
Kaya ve uçurum, daha çok zaman kayadan, bu zamansız madde. Yaranın zarı içinden düşer kımıltısız sonsuz bakire su. Enginlik dinlenir…
Şarkı söylemeye çalıştı anımsamamak için yalanlardan oluşan gerçek yaşamını ve anımsamak için gerçekler üstüne yalan söyleyen yaşamını.
Adımlarım bu cadde boyunca yankılanır başka bir caddede ki işitirim adımlarımı geçerken bu cadde boyunca ki Yalnız sis gerçektir Octavio…
Eğer gerçekse beyaz ışık su lambadan, gerçektir yazan el, gerçek mi yazdığıma bakan gözler? Bir sözcükten ötekine kaybolur söylediğim. Biliyorum…