Bunları da Okuyun
Yabancı Şairler
ön balkonda oturmuş konuşuyorlardı: hemingway, faulkner, t.s. elliot, ezra pound, hamsun, wally stevens, e.e. cummings ve birkaçı daha.“baksana” dedi annem…
bütün ırmaklar yükselecek ama korkmayın her şey yerli yerinde okullarda ellerinize cetveller vurulacak ve kurtlar mısırları kemirecek mitralyözler üç ayaklara…
Geleceği pek parlak değildi. Sebepsiz dolanıyordu. Kuzey Carolina civarında Otobüsle bir yerlere giden Genç bir adamdı işte Kar yağmaya başlamıştı…
Kimseyi değiştiremezsin hayatta. Ve kimse için de değişmemelisin. Kimliğini kaybettiğin an, yaşamını çöpe attın demektir. İstemediğin sürece, hiçbir şey için…
hayır kazanamayız mümkün değil kazanamayacağımıza karar verdim bi an için kazanabileceğimizi sanmıştık ama sadece bi an için şimdi biliyorum ki…
desteklediğimiz şeylerin çoğuyla hiç bir ilgimiz yok, onlarla ilişkimiz sıkıntıdan veya korkudan veya paradan veya fazla zekadan dolayı olmuştur; dairemiz…
tuhaf ve cesur insanlara dair yazarken ölümüne içen Jack London. karanlık ve şiirsel eserlerini yazarken kendini içki ile bitiren Eugene…
sera etkisi deyin ne derseniz deyin eskisi gibi yağmıyor işte yağmur. özellikle büyük kriz zamanındaki yağmurlar geliyor aklıma. kuruş para…
aslında olanlar ve olması gerekip de olmayanlar ilginç. görmeye değer bir yer dünya, bizi yarı-uyur yakalayan ve daha işimizin bittiğini…
yeniden patlarken rüzgar denizden toprak isyan ve kaosla lekelenirken dikkatli kullan seçenek kılıcını unutma 5 yüzyıl veya 20 sene önce…
servis berbattı bellboy ise devamlı yanlış zamanda havlu getirmeye devam etti. sarhoştum, sonunda kafasına bir şaplak attım. küçük bir adamdı,…
VietnamVietnam’daki her şeyin basitliğikadına benzeyen genç bir rahibin cübbesini tutarken sırtından vurulan adam, biz de burda takılıyoruz: ay gibi parlak…
Markov’un iddiasına göre ruhunu bıçaklamaya çalışıyormuşum ama ben onun karısını tercih ederdim.ayaklarımı kahve masasının üzerine koyarım ve o da der…
tiklerim tutmuş çarşafın altında güneş ışığıyla tekrar yüzleşmek harbiden berbat bir şey neon ışıkları yanıp da çıplak kızlar barın üstünde…
kuraklığa uyandım ve eğreltiotları ölüydü, saksı çiçekleri mısır gibi sararmış; kadınım gitmişti ve boş şişeler kanı çekilmiş cesetler gibi sardı…
eski bir New Orleans pansiyon odasında elbiselerini giyerdin, sen ve depocu çocuk ruhun, sonra küçük yeşil el arabanı iterek senin…
berbat kavgalar. ve sonunda, kadının güzel çiçek desenli kocaman yatağında huzur içinde uzanmışım, göbeğim sereserpe başım yanda abajurun ışığı damla…
Can vermek için can almalısın, Milyarlarca kanın döküldüğü denizin üzerine üzüntülerimiz boş ve dümdüz düşerken Dalgaların içeri doğru kırıldığı sığ…
tamam, benimle yaşayıp sonra düzüşecek, kokain çekecek, içki içecek ya da sadece konuşacak yeni bir erkek arayışıyla beni terk eden…
hiçbir seyin önemi yok bir yatakta debelenmekten baska ucuz hayaller ve bir birayla yapraklar ölürken ve atlar ölürken ve ev…