Bunları da Okuyun

    Karanlıkta Kar Yağıyor Şiiri – Nazım Hikmet Ran

    20 Mart 2022

    Romiosini’den Şiiri – Yannis Ritsos

    29 Aralık 2021

    Can Dostum Şiiri – Yusuf Hayaloğlu

    28 Aralık 2021

    Cuma Koşusu Şiiri – Hüseyin Atlansoy

    29 Aralık 2021

    Yıkıcılar Geldiler Şiiri – Metin Altıok

    29 Aralık 2021

    Enel Hak Deyüp De Çeken Darını Şiiri – Aşık İsmail Daimi

    29 Aralık 2021

    Ölüme Dair Şiiri – Nazım Hikmet Ran

    20 Mart 2022

    Cennette Sessizlik Şiiri – Cahit Koytak

    29 Aralık 2021

    Sofu Olmaz Bizim Ham Demirimiz Şiiri – Seyrani

    29 Aralık 2021

    Yazık Şiiri – Mahzuni Şerif

    29 Aralık 2021
    Facebook Twitter Instagram
    Facebook Twitter Instagram
    Şiirhane
    • Anasayfa
    • Dönemler
      • Cumhuriyet Dönemi
      • Yedi Meşaleciler
      • Fecr-i Ati Topluluğu
      • Garipçiler (1. Yeni)
      • Halk Edebiyatı
      • İkinci Yeniciler
      • Milli Edebiyat
      • Öz (Saf) Şiir Dönemi
      • Tanzimat Edebiyatı (1. Dönem)
      • Tanzimat Edebiyatı (2. Dönem)
      • Tekke ve Tasavvuf Edebiyatı
      • Toplumcu Gerçekçi Şiir Dönemi
      • Servet-i Fünun Edebiyatı
    • Yabancı Şairler
    • Rastgele Şiir
    • İletişim
    Şiirhane
    Anasayfa»Mehmet Akif Ersoy»Küfe Şiiri – Mehmet Akif Ersoy

    Küfe Şiiri – Mehmet Akif Ersoy

    Mehmet Akif Ersoy- Mehmet Akif Ersoy
    Telegram VKontakte Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email WhatsApp
    Paylaşın
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Beş – on gün oldu ki, mu’tâda inkıyâd ile ben
    Sabahleyin çıkıvermiştim, evden erkenden.
    Bizim mahalle de İstanbul’un kenarı demek:
    Sokaklarında gezilmez ki yüzme bilmeyerek!
    Adım başında derin bir buhayre dalgalanır
    Sular karardı mı, artık gelen gelir dayanır!
    Bir elde olmalı kandil, bir elde iskandil,
    Selâmetin yolu insan için bu, başka değil!
    Elimde bir koca değnek, onunla yoklayarak,
    Önüm adaysa basıp, yok, denizse atlayarak,
    – Ayakta durmaya elbirliğiyle gayret eden,
    Lisân-ı hâl ile amma rükûa niyyet eden-
    O sâl-hûrde, harab evlerin saçaklarına,
    Sığınmış öyle giderken, hemen ayaklarına
    Delilimin koca bir şey takıldı… Baktım ki:
    Genişçe bir küfe yatmakta, hem epey eski.
    Bu bir hamal küfesiymiş… Aceb kimin?
    Derken; On üç yaşında kadar bir çocuk gelip öteden,
    Gerildi, tekmeyi indirdi öyle bir küfeye:
    Tekermeker küfe bitâb düştü ta öteye.
    – Benim babam senin altında öldü, sen hâlâ
    Kurumla yat sokağın ortasında böyle daha!
    O anda karşıki evden bir orta yaşlı kadın
    Göründü:
    -Oh benim oğlum, gel etme kırma sakın!
    Ne istedin küfeden, yavrum?
    Ağzı yok dili yok,
    Baban sekiz sene kullandı…
    Hem de derdi ki:
    “Çok uğurlu bir küfedir, kalmadım hemen yüksüz…”
    Baban gidince demek kaldı, adetâ öksüz!
    Onunla besleyeceksin ananla kardeşini.
    Bebek misin daha öğrenmedin mi sen işini?
    Dedim ki ben de:
    – Ayol dinle annenin sözünü!
    Fakat çocuk bana haykırdı, ekşitip yüzünü:
    – Sakallı, yok mu işin.
    Git cehennem ol şuradan?
    Ne dırlanıp duruyorsun sabahleyin oradan?
    Benim içim yanıyor: Dağ kadar babam gitti…
    – Baban yerinde adamdan ne istedin şimdi?
    Adamcağız sana, bak hâl dilince söylerken…
    – Bırak hanım, o çocuktur, kusura bakmam ben…
    Adın nedir senin oğlum?
    – Hasan
    – Hasan, dinle.
    Zararlı sen çıkacaksın bütün bu hiddetle.
    Benim de yandı içim anlayınca derdinizi…
    Fakat, baban sana ısmarlayıp da gitti sizi.
    O bunca yıl çalışıp alnının teriyle seni
    Nasıl büyüttü? Bugün, sen de kardeşini,
    Yetim bırakmayarak besleyip büyütmelisin.
    – Küfeyle öyle mi?
    – Hay hay! Neden bu söz lâkin?
    Kuzum ayıp mı çalışmak, günah mı yük taşımak?
    Ayıp: Dilencilik, işlerken el, yürürken ayak.
    – Ne doğru söyledi! Öp oğlum amcanın elini…
    – Unuttun öyle mi? Bayramda komşunun gelini:
    “Hasan, dayım yatı mekteplerinde zabittir;
    Senin de zihnin açık… Söylemiş olaydık bir…
    Koyardı mektebe… Dur söyleyim” demişti hani?
    Okutma sen de hamal yap bu yaşta şimdi beni!
    Söz anladım ki uzun, hem de pek uzun sürecek;
    Benimse vardı o gün pek çok işlerim görecek;
    Bıraktım onları, saptım yokuşlu bir yoldan.
    Ne oldu şimdi aceb, kim bilir, zavallı Hasan?
    Bizim çocuk yaramaz, evde dinlenip durmaz;
    Geçende Fâtih’e çıktık ikindi üstü biraz.
    Kömürcüler Kapısı’ndan girince biz, develer
    Kızın merâkını celbetti, dâima da eder:
    O yamrı yumru beden, upuzun boyun, o bacak,
    O arkasındaki püskül ki kuyruğu olacak!
    Hakîkaten görecek şey değil mi ya?
    Derken,Dönünce arkama, baktım: Beş on adım geriden,
    Belinde enlice bir şal, başında âbânî,
    Bir orta boylu, güler yüzlü pîr-i nûrânî;
    Yanında koskocaman bir küfeyle bir çocucak,
    Yavaş yavaş geliyorlar. Fakat tesâdüfe bak:
    Çocuk, benim o sabah gördüğüm zavallı yetim…
    Şu var ki, yavrucağın hâli eskisinden elim:
    Cılız bacaklarının dizden altı çırçıplak…
    Bir ince mintanın altında titriyor, donacak!
    Ayakta kundura yok, başta var mı fes? Ne gezer!
    Düğümlü alnının üstünde sâde bir çember.
    Nefes değil o soluklar, kesik kesik feryâd;
    Nazar değil o bakışlar, dümû’-i istimdâd.
    Bu bir ayaklı sefâlet ki yalnayak, baş açık;
    On üç yaşında buruşmuş cebîn-i sâfı, yazık!
    O anda mekteb-i rüşdiyyeden taburla çıkan
    Bir elliden mütecâviz çocuk ki, muntazaman
    Geçerken eylediler ihtiyârı vakfe-güzin…
    Hasan’la karşılaşırken bu sahne oldu hazin:
    Evet, bu yavruların hepsi, pür-sürûd-i şebâb,
    Eder dururdu birer âşiyân-ı nûra şitâb.
    Birazdan oynayacak hepsi bunların, ne iyi!
    Fakat Hasan, babasından kalan o pis küfeyi,
    -Ki ezmek istedi görmekle reh-güzârında-
    İlel’ebed çekecek dûş-i ıztırârında!
    O, yük değil, kaderin bir cezâsı ma’sûma…
    Yazık, günâhı nedir, bilmeyen şu mahkûma!

    Küfe Şiiri - Mehmet Akif Ersoy Küfe Şiiri - Mehmet Akif Ersoy şiiri Mehmet Akif Ersoy şiirleri
    Paylaşın Telegram VKontakte Facebook Twitter Tumblr WhatsApp

    Yazarın Diğer Şiirleri

    Geçinme Belası Şiiri – Mehmet Akif Ersoy

    Hasır Şiiri – Mehmet Akif Ersoy

    Tevhid Yâhud Feryâd Şiiri – Mehmet Akif Ersoy

    Merhum İbrahim Bey Şiiri – Mehmet Akif Ersoy

    Selmâ Şiiri – Mehmet Akif Ersoy

    El-uksur’da Şiiri – Mehmet Akif Ersoy

    Bunları da Okuyun

    Paristi Şiiri – Ataol Behramoğlu

    21 Mart 2022

    Suskunun Saati Şiiri – Ahmet Telli

    28 Aralık 2021

    Tut Ellerimden Şiiri – Abdurrahim Karakoç

    28 Aralık 2021

    Resim Şiiri – Ümit Yaşar Oğuzcan

    28 Aralık 2021
    Bizi Takip Edin
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    Çok Okunanlar
    Özdemir Asaf

    Yuvarlağın Köşeleri-Sözcüklerle-Etika-Birinci Bölüm-33 Şiiri – Özdemir Asaf

    Özdemir Asaf

    SÖZCÜKLERLE-ETİKA-33Güneşe gözlerini dikip bakarsan gözün bozulur.. Gözlük takıp bakarsan güneş bozulur.

    Çıktım Yücesine Baktım 2 Şiiri – Karacaoğlan

    29 Aralık 2021

    Müfredât 47 Şiiri – Aziz Mahmud Hüdayi

    29 Aralık 2021

    Meclis Lügatı Şiiri – Abdurrahim Karakoç

    28 Aralık 2021
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Şiirsiz kalmayın!

    İletişim: [email protected]

    Şiirler

    Denize Doğru Koşan Şiiri – Ali Püsküllüoğlu

    29 Aralık 2021

    Bildin Mi Azizim Neye Yanarım Şiiri – Aşık Hüdai

    29 Aralık 2021

    Sone 29 Şiiri – William Shakespeare

    29 Aralık 2021
    Etiketler
    Necip Fazıl Kısakürek şiirleri Agah şiirleri Abdurrahim Karakoç şiirleri Aziz Mahmud Hüdayi şiirleri Pir Sultan Abdal şiirleri Ahmet Selçuk İlkan şiirleri Karacaoğlan şiirleri Ruhsati şiirleri
    Facebook Twitter Instagram
    • Anasayfa
    • İletişim
    © 2026 Şiirhane.
    Tüm hakları edebiyatın birbirinden kıymetli şairlerine aittir.

    Aradığınız şair veya şiirden birkaç kelime yazın.