Bunları da Okuyun

    Ne Güzel Sevmişim Hayli Zamandan Şiiri – Kul Himmet

    29 Aralık 2021

    Kurtalan Treni’ne Gazel Şiiri – Attila İlhan

    28 Aralık 2021

    Derindesin Rüya Kadar Derinde Şiiri – Nurullah Genç

    29 Aralık 2021

    Eyvah Gönül Şiiri – Mahzuni Şerif

    29 Aralık 2021

    Cânı Kim Cânânı İçün Sevse Cânânın Sever Şiiri – Fuzuli

    29 Aralık 2021

    Geç Git Şiiri – Ferman Karaçam

    29 Aralık 2021

    Dîvân-ı İlâhîyât 62 Şiiri – Aziz Mahmud Hüdayi

    29 Aralık 2021

    Yaşanılası Dünyanın Şiiri – Dertli Divani

    29 Aralık 2021

    Gönlüm Ataşlara Yandı Gidiyor Şiiri – Neşet Ertaş

    29 Aralık 2021

    Tutuklu Şiiri – Sunay Akın

    20 Mart 2022
    Facebook Twitter Instagram
    Facebook Twitter Instagram
    Şiirhane
    • Anasayfa
    • Dönemler
      • Cumhuriyet Dönemi
      • Yedi Meşaleciler
      • Fecr-i Ati Topluluğu
      • Garipçiler (1. Yeni)
      • Halk Edebiyatı
      • İkinci Yeniciler
      • Milli Edebiyat
      • Öz (Saf) Şiir Dönemi
      • Tanzimat Edebiyatı (1. Dönem)
      • Tanzimat Edebiyatı (2. Dönem)
      • Tekke ve Tasavvuf Edebiyatı
      • Toplumcu Gerçekçi Şiir Dönemi
      • Servet-i Fünun Edebiyatı
    • Yabancı Şairler
    • Rastgele Şiir
    • İletişim
    Şiirhane
    Anasayfa»Dönemler»Milli Edebiyat Dönemi»Peyami Safa»Uzanacağım ve Ağlayacağım Şiiri – Peyami Safa

    Uzanacağım ve Ağlayacağım Şiiri – Peyami Safa

    Peyami Safa- Peyami Safa
    Telegram VKontakte Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email WhatsApp
    Paylaşın
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Felâketimizi başka biriyle taksim etmek saadettir, fakat annelerle değil, annelerle değil. Annelere anlatılan kederler taksim değil, zarbedilmiş olur: Çocuklarının felâketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıstıraplarım çocuklarına fazlasıyla iade ederler; böylece keder anadan çocuğa ve çocuktan anaya her intikal edişinde büyüdükçe büyür.

    Birbirine ufunetli adaleler gibi geçmiş, yaslanmış tahta evler. Her yağmurda, her küçük fırtınada sancılanan ve biraz daha eğrilip büğrülen bu evlerin önünden her geçişimde, çoğunun ayrı ayrı maceralarını takip ederdim. Kiminin kaplamaları biraz daha kararmıştır, kiminin şahnişini biraz daha yumrulmuştur, kimi biraz daha öne eğilmiş, kimi biraz daha çömelmiştir; ve hepsi hastadır, onları seviyorum; çünkü onlarda kendimi buluyorum; ve hepsi iki üç senede bir ameliyat olmadıkça yaşayamazlar, onları çok seviyorum; ve hepsi, rüzgârdan sancılandıkça ne kadar inilderler ve içlerinde ne aziz şeyler saklarlar, onları çok… çok seviyorum. Eşiklerinde soluk yüzlü, çıplak ayaklı, ürkek ve sessiz çocukların, ellerinde ekmek kabuğiyle ve çerden çöpden yapılmış oyuncaklarla, ağır ağır, düşünerek ve gülmeden oynadıkları bu evlerin arasında kendi evimi ararım ve âdeta güç bulurum, çünkü bunların hepsi benim evim gibidirler.

    Evde kimse yoktu; kapıyı anahtarımla açtım, girdim ve her zamanki âdetimle alt kat sofada epeyce durarak, hareketsiz etrafıma bakındım. Bu sofa yaşlı bir insan yüzü gibidir: Evimizin bütün ruhu, kederleri ve neş’esi orada görünür, her günün hâdiseleri tavana, duvarlara, döşemeye bir leke, bir çizgi, bir buruşuk ve bazan da ancak bizim görebileceğimiz gizli bir işaret ilâve eder. Bu sofa canlıdır: Bizimle beraber kımıldar, değişir, bizimle beraber dağılır, toplanır, bizimle beraber uyur uyanır; bu sofa aramızda sanki üçüncü bir simadır ve güldüğü, ağladığı bile olur. Bu sofa dört köşedir: Ortada sokak kapısı, iki yanında birer pencere. Pencerenin
    yanında bir ot minderi. Minderin yanında yemek masası. Masanın yanında iki sandalye. Bu sofada oturulur, yemek yenir, misafir kabul edilir. Benim her girişimde, orada, hareketsiz duruşum, beni bana gösteren bu çehreye bakmak içindir.

    Ve baktım: Minderde üst üste konmuş iki yastık. (Demek annem biraz rahatsızlanmış ve buraya uzanmış.) Masanın yanında rafın önüne çekilmiş bir sandalye. (Demek annem en üst raftan bir ilâç şişesi almış) . Ha… İşte masanın üstünde bir şişe: Kordiyal. (Demek annem bir fenalık geçirmiş.) Minderin üstünde ıslak, buruşuk bir mendil. (Demek annem ağlamış.)

    Benim de bu şişeye, iki yastığa ve bir mendile ihtiyacım var, ben de Kordiyal alacağım, uzanacağım ve ağlayacağım.

    9. Hariciye Koğuşu

    Peyami Safa şiirleri Uzanacağım ve Ağlayacağım Şiiri - Peyami Safa Uzanacağım ve Ağlayacağım Şiiri - Peyami Safa şiiri
    Paylaşın Telegram VKontakte Facebook Twitter Tumblr WhatsApp

    Yazarın Diğer Şiirleri

    Aşk Bir Mücadele Değil Âhenktir Şiiri – Peyami Safa

    Sen… Dedi Şiiri – Peyami Safa

    Ayastefanos Ufuklarında… Şiiri – Peyami Safa

    Bunları da Okuyun

    Delinin Ölümü Şiiri – Akgün Akova

    29 Aralık 2021

    Tohum Şiiri – Özdemir Asaf

    29 Aralık 2021

    Yazgının Kalpsizliği Şiiri – Ali Ayçil

    29 Aralık 2021

    Ötesi Yok Şiiri – Ümit Yaşar Oğuzcan

    28 Aralık 2021
    Bizi Takip Edin
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    Çok Okunanlar
    Aziz Mahmud Hüdayi

    Müfredât 126 Şiiri – Aziz Mahmud Hüdayi

    Aziz Mahmud Hüdayi

    Îd-ı ekber îd-ı adhâdır beğim Îd-i ulâ kurb-ı Mevlâ’dır beğim

    Tel Cambazının Kendi Başına Söylediği Şiirdir Şiiri – Turgut Uyar

    29 Aralık 2021

    Sen Derviş Olamazsın Şiiri – Yunus Emre

    29 Aralık 2021

    Sevdalar Böyle Başlar Şiiri – Ümit Yaşar Oğuzcan

    28 Aralık 2021
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Şiirsiz kalmayın!

    İletişim: [email protected]

    Şiirler

    Can Olgıl Can İçinde Şiiri – Yunus Emre

    29 Aralık 2021

    Kuvay-ı Milliye Destanı (Sekizinci Bap) Şiiri – Nazım Hikmet Ran

    20 Mart 2022

    Vaveyla Şiiri – Namık Kemal

    29 Aralık 2021
    Etiketler
    Pir Sultan Abdal şiirleri Karacaoğlan şiirleri Aziz Mahmud Hüdayi şiirleri Agah şiirleri Necip Fazıl Kısakürek şiirleri Abdurrahim Karakoç şiirleri Ahmet Selçuk İlkan şiirleri Ruhsati şiirleri
    Facebook Twitter Instagram
    • Anasayfa
    • İletişim
    © 2026 Şiirhane.
    Tüm hakları edebiyatın birbirinden kıymetli şairlerine aittir.

    Aradığınız şair veya şiirden birkaç kelime yazın.