Bunları da Okuyun

    Aydan Örnek Almış Kaşın Eğmişsin Şiiri – Karacaoğlan

    29 Aralık 2021

    Antik Bir Tapınağın Kalıntısında Şiiri – Yannis Ritsos

    29 Aralık 2021

    Yogrulurken Çamurum Şiiri – Ömer Hayyam

    28 Aralık 2021

    Bütün Evren Semah Döner Şiiri – Aşık Hüdai

    29 Aralık 2021

    Yüce Dağların Başında Şiiri – Karacaoğlan

    29 Aralık 2021

    Bozkır Vedası Şiiri – Adnan Özer

    29 Aralık 2021

    Dinleyin Yarenler Müşkül Halimi Şiiri – Hodlu Noksani

    29 Aralık 2021

    Bir Haber Sorayım Erenler Size Şiiri – Sıdkı Baba

    29 Aralık 2021

    Âgâz-ı Gazeliyyât 337 Şiiri – Agah

    29 Aralık 2021

    Tanrım Siyah Beyaz Aşıkhava Sineması Şiiri – Halim Yazıcı

    29 Aralık 2021
    Facebook Twitter Instagram
    Facebook Twitter Instagram
    Şiirhane
    • Anasayfa
    • Dönemler
      • Cumhuriyet Dönemi
      • Yedi Meşaleciler
      • Fecr-i Ati Topluluğu
      • Garipçiler (1. Yeni)
      • Halk Edebiyatı
      • İkinci Yeniciler
      • Milli Edebiyat
      • Öz (Saf) Şiir Dönemi
      • Tanzimat Edebiyatı (1. Dönem)
      • Tanzimat Edebiyatı (2. Dönem)
      • Tekke ve Tasavvuf Edebiyatı
      • Toplumcu Gerçekçi Şiir Dönemi
      • Servet-i Fünun Edebiyatı
    • Yabancı Şairler
    • Rastgele Şiir
    • İletişim
    Şiirhane
    Anasayfa»Sadettin Kaplan»Hani Atlarım Vardı? .. Şiiri – Sadettin Kaplan

    Hani Atlarım Vardı? .. Şiiri – Sadettin Kaplan

    Sadettin Kaplan- Sadettin Kaplan
    Telegram VKontakte Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email WhatsApp
    Paylaşın
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Bir kıvılcım çiçeklenir dilimde;
    Beni söylerim…
    Gözyaşlarım iki belik sırma saçtır elimde;
    Islak, duru, simsiyah…
    Bin geceden süzülür de bir sabah;
    Ben beni söylerken seni söylerim…
    Eyvah! ..
    Çamlar devrildikçe Çamlıbel’imde,
    Bin mızrap kırılır gönül telimde;
    Aşkın canevinde teni söylerim…
    Nârâlarım vardı çığlar gibi,
    Sevdalarım vardı tığlar gibi,
    Türkülerim vardı tuğlar gibi;
    O eski türküleri yeni söylerim…

    * * *

    Hani atlarım vardı;
    Yelesinde günaydınlar taranan…
    Üzengileri yiğit mahmuzuna adanmış,
    Dizginleri dipsiz kader elinde…
    Bir Tekbîr duymayalardı bir kez,
    Türkü olurlardı Mohaç Ovası’nda,
    Otlukbeli’nde! ..
    O atlar ki ceylan bakışlıydı,
    Heybeleri umut rengi sevdâ nakışlıydı,
    Bir özge haclegâhtı terkileri…
    Bir ah duymayalardı süvarilerinden,
    Alevlenirdi yelelerinde yalım-yalım
    Unutulmuş umutsuzluk türküleri…

    Hani atlarım vardı;
    Nallarında toprağın boz gülüşü…
    O atlar ki güneşin örsünde nal döverlerdi,
    Gemlerinde en zağlı güçlüğü geverlerdi…
    Kartal kanatlı, arslan pençeli,
    Kaytan bıyıklı yiğitler yeşerirdi eğerlerinde.
    O yiğitler ki sağrılarda ölümü döverlerdi,
    O yiğitler ki sevince ölümüne severlerdi! ..
    O yiğitler ki baharı kapmak için kıştan;
    Kaç alevden nefesi geçirirlerdi kamıştan…
    Sonra döner, sonra döner, sonra dönerlerdi;
    Dönen dünyayı durduran işte o erlerdi! ..

    Hani atlarım vardı;
    Mesafeleri süzerek su gibi içerlerdi…
    Yürek vuruşunca nal sesleriyle,
    Tesbih gibi çekerlerdi damarını yolların;
    Dağları ikiye biçerlerdi.
    Her akşam belâ gibi uçtukları uçurumdan,
    Her seher duâ gibi geçerlerdi…

    Hani atlarım vardı;
    Yedi renge donanırdı donları.
    Yedi iklimde nalları
    Yedi kat kös vururdu…
    Cümle cihan tanırdı onları,
    Onlar uçtukça dörtnala ufuktan ufka
    Yüreği yufka zaman dururdu…

    Hani atlarım vardı;
    Doruydular…
    Korkusuydular karanlığı tarayanların,
    Çağları tutuşturan ateşin koruydular! ..
    Dillere düğüm atardı şahlanışları,
    Cevabı olmayan soruydular…
    Şafakların en pembesi yıkanırdı
    Göleğinde bulutsuz gözlerinin.
    Sarı sıcağıydılar vuslat ikindisinin,
    Hasret akşamlarının moruydular…

    Hani atlarım vardı;
    Al’dılar…
    Gemiler tırmanırken dağlara,
    Gemi azıya aldılar;
    Dağ dalgalı denizlere daldılar…
    Vurulunca düşmezlerdi toprağa,
    O atlar ki Mevlâ’ya kanatlanan şükürdüler.
    O atlar ki köpük-köpük, kan-kan
    Karanlığı çiğneyip tükürdüler! ..
    O atlar ki zaman denen ummana daldılar;
    Son seferden dönmeyip,
    Orda kaldılar…

    Hani atlarım vardı;
    Kır’dılar…
    Küfrün kale kapısını
    Çifteyle kırdılar.
    Çifte düğün kurulan harman yerinde köylerin,
    Çağladılar deliçaylar gibi yele-yele…
    Döşlerinde cirit diye, ok diye
    Öfkeyi kırdılar.
    Bizden özge bizlere dost yok diye,
    Tetikte durdular.
    Belâ savuşturdular, hasret kavuşturdular…
    Mekânın küflü kınından zamanı sıyırdılar,
    Yiğidi yavukludan, anadan ayırdılar…

    Hani atlarım vardı;
    Onlar nice attılar? ..
    Bir kişnediler ki, kırıldı yedi denizin kilitleri.
    Yedi iklim taranırken yelelerinde;
    Kor dudaklı vâdilerin ağzını kapattılar…
    Onlar ki nazlıydılar seher yelince,
    Günü gelince
    Kasırgalar gibi estiler, savurdular…
    Dağları ova ettiler,
    Güneşi eritip günde,
    Çölleri tava ettiler,
    Kumları kavurdular…
    Bulut-bulut yaylalara ağdılar,
    Çatlak bağrına toprağın
    Yağmurları sağdılar…
    O atlar ki, kanlarını er kanına kattılar,
    O atlar ki, mahmuzların sevdâsını tattılar…
    Pul-pul olup dökülürken küfrün sahte cevheri,
    Balıklar o atlara pullarını sundular;
    Gözlerinin göleğinde yundular…
    O atlar ki, dizginleri dişleyip,
    Gecenin görkemine ay gibi soyundular.
    O atlar ki, aşkıydılar nefissiz meleklerin;
    Perilerin oynadığı bir özge oyundular…

    Hani atlarım vardı;
    Gönlüme kanattılar…
    Toprağımın mührüydü nalları,
    Türkü taşırlardı terkilerinde,
    Terleri sevdâlar gibi kokardı,
    Yıldızlar öperdi nal izlerini…
    Gözleri güneşe çakmak çakardı,
    Davul vurulunca harman yerinde;
    Kişnerlerdi kök çınarlar adına,
    Göklere çizilen dal izlerini! ..
    O atlar ki kabuk söküp bağrımdan,
    Ruhumu sevdâ ile sabaha kanattılar…
    O atlar ki;
    Dönülmez inattılar,
    Erilmez murattılar…

    Hani atlarım vardı,
    Sakarya’ydılar, Fırat’tılar…
    Erkişi tutabilirdi dizginlerinden,
    Geçebilemezdi gölgesinden her kişi;
    Onlar ki Sırat’tılar! ..
    Yiğit uçururlardı zaferlere,
    O yiğitler ki;
    Âb-ı hayat içmişlerdi ölümün bakır tasından.
    Tutup en “Şehr-i azîm”in kadife yakasından;
    “Allah” diye gürlediler! ..
    Merhamet mendiliyle silip küfrün kirini;
    Gönül semâlarının Tekbîr’ini
    Zamanın göğsüne mühürlediler…
    O yiğitler ki yaşayıp bir anda bir asrı;
    Mekânı bitirdiler,
    Zamanı âhirlediler…

    Hani atlarım vardı;
    Ölümsüz hayattılar…
    Kalmasın diye yâd elde şehit süvârileri;
    Kaç katedral kulesinin boynunu uçurdular…
    Kaç çağ mili mesafeyi zamana içirdiler,
    Kor yürek haddesinde eriterek ölümü,
    Kaç kızıl okun deldiği
    Karanlıktan geçirdiler…
    O atlar ki ışısın diye gözü göklerin;
    Çıkarıp gözlerini karanlığa attılar…
    Nal seslerine boyayıp çan seslerini,
    Çeliğe üflediler alev nefeslerini;
    Polatı erittiler, mermeri kanattılar! ..

    Hani atlarım vardı;
    Tuna’ydılar, Şat’tılar…
    Batmayan güneştiler cihan ufuklarında.
    Tan renginde doğmuşlardı,
    Kan renginde battılar…
    Zaman gümüş savatlı kolandı bellerinde,
    Geceye düğüm atıp günleri uzattılar.
    Kalsın diye nalların yarına dünden izi,
    Yediler yedi iklim, içtiler gün denizi…
    O atlar ki…
    Son pazarda o atları iki pula sattılar! ..

    Hani atlarım vardı;
    Balaban bakışlı arslan yeleli,
    Sustu kişnemeleri son seferden geleli…
    Hani atlarım vardı;
    Yelesine başımı gömüp de uyuduğum.
    Hani atlarım vardı;
    Kokusunu içtiğim,
    Gözlerinde gönlümün hasretini yuduğum…

    Yapışmış yakama yedi belâ,
    Yedi iklim, yedi deniz…
    Ey yediveren güllerim;
    Atlarım nerdesiniz? ..
    Ben nice aşarım şu dağları?
    Bu canavar ağızlı vâdiden nice atlarım?
    Unuttum anılmaya anılmaya adımı,
    Neydi çoktan unuttum
    Varoluşumdaki sır? ..
    Kaç asır uzaktan geliyorum, kaç asır? ..

    Siz gidin, beklemeyin beni.
    Ben bu dibi görünmeyen susuz ırmaktan geçemem…
    Dilimi dağladılar,
    Vururken ağladılar,
    Koparıp gönlümün sırma telini;
    Beni bana bağladılar…
    Bizdik, ben olup bittim.
    Son oku sahraya saldım;
    Sadağımda çıyan, akrep, engerek,..
    Kılıcım eridi kında, yayım yok.
    Bir çatal çomaktır çolak elimde tuttuğum,
    Yiğitlik neme gerek?
    Siz gidin, bırakın beni burada;
    Özümü heybesinde unuttuğum
    Dorutay’ım yok! ..

    Hani Atlarım Vardı? .. Şiiri - Sadettin Kaplan Hani Atlarım Vardı? .. Şiiri - Sadettin Kaplan şiiri Sadettin Kaplan şiirleri
    Paylaşın Telegram VKontakte Facebook Twitter Tumblr WhatsApp

    Yazarın Diğer Şiirleri

    Yollar Şiiri – Sadettin Kaplan

    Yol Ayrımı Şiiri – Sadettin Kaplan

    Utkun Yenilgi Şiiri – Sadettin Kaplan

    Üsküdar Akşamları Şiiri – Sadettin Kaplan

    Yüzün ve Ellerin Şiiri – Sadettin Kaplan

    Son Söz Şiiri – Sadettin Kaplan

    Bunları da Okuyun

    Bir Akşamüstü Şiiri – Ahmet Selçuk İlkan

    28 Aralık 2021

    Gözler Kalbin Aynasıdır Şiiri – Ahmet Selçuk İlkan

    28 Aralık 2021

    Bir Baktım Da Şiiri – Ahmet Selçuk İlkan

    28 Aralık 2021

    Yuvarlağın Köşeleri-Konumuz Düşünmek-Etika-Birinci Bölüm-97 Şiiri – Özdemir Asaf

    29 Aralık 2021
    Bizi Takip Edin
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    Çok Okunanlar
    Aziz Mahmud Hüdayi

    Kıt’alar-rubâiler 31 Şiiri – Aziz Mahmud Hüdayi

    Aziz Mahmud Hüdayi

    Ne hûy ile kişi olsa sirişte Komaz ol hûyun olsa rişte rişte Felekler de meleklerle…

    Alay Alay Olmuş Gelen Turnalar Şiiri – Pir Sultan Abdal

    29 Aralık 2021

    Gül Şiiri – Arif Dino

    29 Aralık 2021

    Dağ Başı Şiiri – Orhan Veli Kanık

    29 Aralık 2021
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Şiirsiz kalmayın!

    İletişim: [email protected]

    Şiirler

    Gözgü Şiiri – Bülent Ecevit

    29 Aralık 2021

    Mansur Şiiri – Asaf Halet Çelebi

    29 Aralık 2021

    Gazel II Şiiri – Ali Canip Yöntem

    29 Aralık 2021
    Etiketler
    Agah şiirleri Abdurrahim Karakoç şiirleri Karacaoğlan şiirleri Pir Sultan Abdal şiirleri Ahmet Selçuk İlkan şiirleri Ruhsati şiirleri Aziz Mahmud Hüdayi şiirleri Necip Fazıl Kısakürek şiirleri
    Facebook Twitter Instagram
    • Anasayfa
    • İletişim
    © 2026 Şiirhane.
    Tüm hakları edebiyatın birbirinden kıymetli şairlerine aittir.

    Aradığınız şair veya şiirden birkaç kelime yazın.