Bunları da Okuyun
Cumhuriyet Dönemi
Öperse sakalımı biralanmış bir berber Aşkımın civcivleri kanatlanmış merhaba şiirlere kılıç çeken gökyüzü yerin bu şiirde de bir çocuk ağlamasıdır…
Kara bir gök için çok şey söylenebilir elbet İşte benim bulutum pas tutmamış sözcüklerden örgülü bir ağıt alnına halk sıçramış…
Sonra bir gün anneler de ölür Böcekler ve kertenkeleler ölür Boşalır suyu havuzun kum seddi yıkılınca Sivrisinekler ve kağıttan kayıklar…
Gece bir tabut gibi çöker omuzlarıma bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi yıldızlar sayılmaz: hasret…
charles chaplin bir savaşta yitirdim sakalımı çıkmazlığın grev sesi umutlarımı vururken yendirdim bıyıklarımı papağan kuşkulara biraz elma şekeriyle kazıdım sakalımı…
kara yeller ak yerleri dövende sevdanı yüreğine kuşat al sesimi vur kanının gümbürtüsüne zamanıdır dağları delmenin, Ferhat dağların başı yaslı…
kandan ve ceninden bir gün daha başlarken bir dalı kanatıyorum tırnaklarımla ağzı açılmamış bir güle dokunuyorumgeceden kalma bir şeyle oynuyor…
yusufçuğum kanadından mı vuruldun ben vuruldum av erken başlamadı hanidir yaslı dağlar bu tüy kimden düştü hangi avcı, hayın avcı…
yırtarak geçiyor kalbimizden hayatı da törpüleyen zamanşuramızda bir şey var acıya benzer umuda benzer böyle günlerde hayat hem acıya, hem…
Ankara vurulmuş bileklerime dumanlı hava, kurt kapanı, ciğerparem yaşayanlar unutmadı geçen kışı dumanlı hava, kurt kapanı, ciğerparem ilkyaz mı bu…
dün geldim geç kalsam da bağışlanırbir bahar bozumuydu yola çıktığımda yüzümde suçlu bir merak kalbim heyecandan telaşlı gözlerimde ısırgan bir…
ben az konuşan çok yorulan biriyim şarabı helvayla içmeyi severim hiç namaz kılmadım şimdiye kadar annemi ve allahı da çok…
Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsınsolmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma banaçam kolonyası getirdim…
alnını dağ ateşiyle ısıtan yüzünü kanla yıkayan dostum senin uyurken dudağinda gülümseyen bordo gül benim kalbimi harmanlayan isyan olsun şimdi…
Biz, zaman kırıntıları, Zaman sinekleri, Tozlu camlarında günlerin sessiz kanat çırpanlar Ve lüzumsuz görenler artık Bu aydınlıkta kendi gölgelerini! Sanki…
Yavaş yavaş aydınlanan Bir deniz altı âlemi, Yosunlu bir boşluktan Çekiyor kendine beniBir yıldız uzaklığında Uyanıyor birer birer Ürkek bulanıklığında…
Bu akşam, bu tenha saati ömrün, Uzak servilerin arkasında gü………………..
Hayır, asıl seyahat imkânlarını sanatkârlarımıza, bizi kendimize ve dünyaya tanıtacak olanlara vermeliyiz. Çünkü asıl yaşatacak olan sanattır.İnsanoğlunun garip bir hasleti…
Bendedir korkusu biten şeylerin Çelik gagasında fecri taşıyan………………..
Sarışın buğdayı rüyalarımızın, Seni bağrımızda eker, biçeriz, Acılar kardeşin, teselli kızın, Zengin parıltınla dola………………..