Bunları da Okuyun
Dönemler
Kime ne desem Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordumDüşünmeden biliyordum deniz ılıdı Dökülen çelik katı Yürüyenler yan yanaYüzümü güneşte dinlendirsem…
Bir diyeceğim yoktu hüzünden yana Yıpranıyordu kötü kadınlarda aşkım pis karanlıklarda Yetmiyordum yeni insanlara yetişemiyordum Ölür kalırdım belki de sokak…
Nice nice acıları aklına getir Bunca yoksulluğu aklına getir Gözyaşlarını aklına getir “GİTME KAL” var yok dinlemez bir çocuk isteğidir…
Hissen yok bu akşamda senin sen öğleden beri bu renk renk bu çeşit çeşit söylenen şarkının artık haricindesin.Tankın gölgesi uzandı…
Haylaz bir mısra kırınca tüm kitabeleri Bil ki bahar sırılsıklama kurmuş kendini Takvim yaprakları acımasız olmuştur Şarkılar söylenmiş şiirler okunmuştur…
Geçtiğim yollarda kül ve duman Yükselenim yalan söylüyor Ben ateş kavmindenimBundan sonra yazılacaklar Bir ömrün fezlekesi olmalı Aktığı yatağı biraz…
Son da değil başlangıç da Ne kadar az ne kadar çok’uz Her yerde ayak izimiz Ne kadar çok özel’izGün geceden…
Şimdi hangi sayfasına başvursam Bir sebep-sonuç ilişkisi buluyor hemen Her satırı bir ‘tashih’le yaralı Bir masalcı oluyor zaman Ölümleri kutsuyor,…
Şimdi o kente bilet kesmek Seni sevmekten zordur Dağladık sancıyan yanımızı Sulara verdik anıları Aşkı ve acıyı seçtik Diyarbekir kına…
Ben bir yazın yalancısıyım bu girizgâhta Ömrümün biriktirdiği onca kavram ve sözcük Şimdi tehdit altındaSus makamı züldür bana Öyle bir…
Efsunlu tüm sözcükleri seferber olsa da yetmiyor bazen Laldir o karede her şeyHangi orkestra seslendirebilir şimdi açlığın uğultusunu Hangi nota…
Bir imla hatası gerekiyor bana şimdi Gizemli bir ahenk Kutsal bir taşkınlık Aşkı işaretleyip çoktan seçmeli Acemi bir dize olup…
Kör bir kuyuda yitirdim suretimi belki bir yezidiyim Bir ceylanın gözlerine akşam çökünce Sanki yağlı kementler dolanıyor boynumda Düşlerimde kanlı…
O her sabah tezgahıma Gül seren bir çingenedirBütün cephelerde şarkıları var Notalardan ordular kurup salıyor üzerimeBir çarmıh kuruyor bedeninden Uçsuz…
akşamın buğulu yorgunluğunda gözlerinin ormanındayım yine bir suzinak şarkıya kurulmuş bütün saatler günlerdir peşim sıra susmak bilmiyor ertelenmiş hüzünler dolaşıyor…
Bir kelime bir satır bir bakış bekledik sizden Hayat ferahlayacak yeryüzü genişleyecekti belki Sizin için antenlerimiz açık oldu hep belki…
Son durağı yok bu otobüsün Daha yolun başında haritadan silinmiş menzil Ama notlar alınacak mola yerleri çokturHer sorunun yanıtı başka…
Pazartesilerin yoğundur tutuklama trafiği “Adı geçen şahısları aldık amirim”Savcıdan önce iddianame yazıyor Salı “Yardım ve yataklık eden hainler yakalandı”Çarşamba boş…
Her şey tek tele ayarlı artık koronun karnı çatladı, sesini yitirdi herkes Yeni kimlikler ediniyoruz kirlerimizden Sıfırı bol sayılardan tapınaklar…
Yalnız bir ülke gibiydi Bir hawarın kütüğüne, bir çığlığın Fonetiğine yazıldı adı Tarihe düşürülmüş dipnotlar gibi Eski bir yara anlatabilir…