Bunları da Okuyun
Dönemler
Zâhirde görüp bizleri sanma ukalâyız Biz bir sürü âkil sıfatında budalâyızÂkil denilir mi bize kim hâli bilirken Dil-dâde-i âlâyiş-i nîreng-i…
Bir abd-i Habeş dehre olur baht ile sultân Dahhâk`in eden mülkünü bir Gâve perişanİkbâline idbârına bel bağlama dehrin Bir dâirede…
Pek rengine aldanma felek eski felektir Zîrâ feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönektir Yâ bister-i kemhada ya viranede can ver Çün bay…
Dehrin ne safa var acaba sîm ü zerinde İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde Bir reng-i vefa var mı nazar kıl…
Bu kârgâh-ı sun’ aceb dershânedir, Her nakş bir kitâb-ı ledünden nişânedir. Gerdûn bir âsiyâb-ı felâket-medârdır, Gûyâ içinde âdem-i âvâre dânedir.…
Gadr ede reayasına vâlî-i eyâlet Dünyâda vü ukbâda ne zillet ne rezaletLâyık mıdır inşân olana vakt-ı kazada Hak zahir iken…
Âsâf’ın mikdârını bilmez Süleyman olmayan Bilmez insan kadrini âlemde insan olmayanZülfüne dil vermeyen bilmez gönül ahvâlini Anlamaz hal-i perişanı perişan…
Bir katre içen çeşıne-i pür-hûn-ı fenadan Başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan Âsûde olanı dersen eğer gelme cihâna Meydâna düşen…
Akşam olur, güneş gider şimdi buradan; Garip garip kaval çalar çoban dereden. Pek körpesin, esirgesin seni yaradan, Gir sürüye kurt…
Her şahsı harîm-i Hakk’a mahrem mi sanırsın? Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın? Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın,…
Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm Dolaştım mülk-i islamı bütün viraneler gördümBulundum ben dahi dar-üş-şifa-yı Bab-ı Âli’de Felatun’u beğenmez anda…
İkbâl için ahbabı siâyet yeni çıktı Bilmez idik evvel bu dirayet yeni çıktı Sirkat çoğalıp lafz-ı sadâkat modalandı Nâmûs tamâm…
Yâran dağıldı sohbet-i meyhane kalmadı Ol işret, ol muhabbet, o peymane kalmadı Gûşetmem eski nâraları kûy-ü yârdan Gûya ki deşt-i…
Pek rengine aldanma felek eski felektir Zira feleğin meşreb-i nasazı dönektirYa bister-i kemhada ya viranede can ver Çün bay u…
İkbâl için ahbâbı siâyet yeni çıktı Bilmez idik evvel bu dirâyet yeni çıktı(Yükselmek, iyi bir mevkiye gelmek için dostlarını çekiştirmek…
sürdürebilir miyim bir aşkı ayrılamam korkusuyla piyano soloları
kullandığım her mum aydınlatıyor dibini yanıyor yatsıdan sonrada, her an sönebilir diyerekkara gözlükler takarak doğruluyorum kendimi beş mevsimdir yeşil ışıkları…
bir saçak altında bileklerine yapışıp söyledim bunları ‘her sabah çiçeklerle, serçelerle resim çektiriyorum dudaklarına dokunsam yine sular yürür ellerime yine…
çok önce miydi, elimizdeydi bir masada saatlerce susmak boynumuzda güvercin gölgeleriyle kalkardık çınaraltındangelirdin, su çağıltısını çoğaltırdın adımlarınla kandilin fitilini kısar,…
‘saçıma dokunma’ diyorsun masal saçan bir sesle ekmek gibi dilimlediğimiz yatak sarılmış bize, bırakmak istemiyor kasıklarını öperken ‘saçıma dokunma’ diyorsun…