Bunları da Okuyun
Dönemler
bu fırtınada, kaldım karanlıkta anla bütün ışıklar söndü içimde, yakmazulüm vardır her aşktakör kuyulara atıp git beni, bakma ardınsıra bir…
ne derseniz deyin, durduğum yerde yaprak döküyorum kaç aydır elimi alnımda tutarak konuşuyorum geldiğimiz her yerden gitmemize bir var gitmemize…
işte kapandı suratıma bütün telefonlar büyük çarpılar koydular çaldığım kapılara çıkardılar kentin planından geçtiğim sokakları zayıf bileklerim kaldıramıyor bağlanan telleri…
halkın imlası taşarsa coğrafyadan geçer onlar iki yağmur damlasının arasından göstererek devlete bütün zerafetini belki de onlarbindir bir çarşıda kendini…
göğsün bir çocukla kedinin savaş alanıdır onlar şakalaştığını sanırken seni hep seyretmek kanattı senin göğsün ama, kime zafer oldu ki…
sevemem, süngerci vurgun yer güneyde, deniz üstüne kapanırgözlerimden köpek balıkları geçer, dudağım uçuklar ahtapotlar yapışır sözcüklerime, dilim tarazlanır ağzım kurur,…
kardeşiysem beyhude bulduğunuz her şeyin her çocuğun uykusuna yetecek bir masal içindi şimdi burda faldaki sıkıntı gibi kalmışsam kalmamış rüyaya…
bir kaç tuş piyano, üç nefes trompet artık adrenalinden ibaret bir dünyaya karşı kardım kendimi ve beynimi tuzlu suya yatırdım…
şimdi aramızdan geçen su var merhem olsa, yaralarım azar boğulduğum son bir su daha var vurur gövdemi kıyına atar bulduğundan…
büyütebilir miyiz bir aşkı ayrılırız korkusuyla
ne zamandı, bir suyun önüne birlikte durmuştuk bir adım atsak kaşımızdan kirpiğimizden tutuşacaktık ben miydim, rüzgardan alındı sanmıştım UYUR GÖRÜNCE…
yollara taşınırım sekerek, ürkek, böyle dökük partal dilenci unutulmuş çöplere karşı gerinir garajın kuytu köşesinden uğurlar sevdik esinti genç saçlarımı…
İki üvey kardeştir yalnızlık ve gurur cikcikciim cikciim kim benzerinin eşidir kuş suretini gökte ararbiri babasını hiç görmemiş gururun babası…
ikiniz’e; artık ‘ TÖREN BİTTİ ‘ mermi susuşunu aldım, başarısız suikastler hazırladım kendimekar içinde geçtim ovalardan, gölgemi dağ kapladı fırtınaya…
dokunaklı bir sezondu,av mevsiminde av, avcıydım av yasağında huylandım,karmaştım ama,bu koruda gece gönüllü silahlanır sokaklar kapandır,odalar pusu,ruhunu burkar aldanış neden…
kasabalar da ağlar, avuçlarına alıp ateşböceklerini kızlar entarilerini yayarlar taşlık söyleşilerine birbirleriyle dans ederler düğünlerde, öyle yalnız esintimi gömerim toz…
kabul günlerinde balkon arayan çocuklardım büyüdüm, dalgalı denizler koştum, büyük konuştumay, omuzlarımı parlatarak doğardı saçlarımın arasından göllere tuttukça durmadan genişleyen…
zar attım, fal açtım, rüyaya yattım bu paydos vaktinde şans talih kader kısmette teneffüs saatinde beslenme çantasında leblebi tozunda niyetimden…
……… Yemin ederim sana bir şeyim yok bu gün ilk kez beni de güneşe çıkardılar insan demek ki fışkırabilirmiş ipe…
rahatda dinleyin arkadaşlar şart mıdır bir çocuğu sevmek için yetim bırakmakinsan ilk kez kendi kanıyla nerde karşılaşırsa orda sordum bunu…