Bunları da Okuyun
Dönemler
Yokluk, o donduran buz, o söndüren karanlık; Büsbütün bilgisizlik ve tam bir unutkanlık…
Zonklayan başım benim, an pıhtısı, cerahat; Ona yastıkla değil, secde yerinde rahat…
Her şeyde bir tükeniş, her oluşta bir bitiş; Gökten ses: Ölümsüzler kafilesine yetiş!
Çıbanımız çok derin, işletemez yakılar; Nerde bizim şarkımız, nerde öbür şarkılar?
Din adına yol kesen dünkü yobazın oğlu! .. Yine sen kesiyorsun, küfür uğrunda yolu! ..
Pencereme vurmayın, ödüm patlayabilir; Dokunmayın, vücudum boşluğa kayabilir…
Oluş sırrı, o nurdan heykelin eteğinde; Ve ölümsüzlük balı, şeriat peteğinde! ..
Su duadır, yakarış, berraklık, saffet; Onu madeni gökte altınlar gibi sarfet!
Allah’a hakikatten yola çıkmak, meşakkat; Allah’tan yola çıkıp varılan şey, hakikat…
Bu dünya insanlığa manevî hamam olsa; Her rengiyle insanlık tek renkte tamam olsa…
Kazanda su kaynasa sanki ben pişiyorum; Bir kuş bir kuş öldürse sanki ben can çekişiyorum…
Dostlarım ev eşyamdı, bir bir gitti diyorum. Artık boş odalarda ölümü bekliyorum…
Olmaz bil de “olur”u, olur bilde “olmaz”ı; Buluver günü geçmez, pörsümez ve solmazı…
Yakın O’dur, gerisi birbirine en uzak; Her şey Rakip ismiyle O’nun kurduğu tuzak…
Sebil sebil sunanlar, ölümsüzlük tasını; Çizenler, nokta nokta ebed haritasını…
Şemdinli dağlarının içtim nur çeşmesinden; Kurtuldum akreplerin ruhumu deşmesinden…
Garip geldik gideriz, rafa koy evi barkı! Tek, dudaktan dudağa geçsin ölümsüz şarkı…
Gitti, su yollarını kıvrım kıvrım bilenler, Bir ot yığını kaldı; kökünden kesilenler…
Yum gözünü, kalbine her ân yokluğunu üfür “Kendinden geçmek iman, kendinde olmak küfür”.
Yandı kitap dağlarım, ne garip bir hal oldu! Sonunda bana kalan, yalnız ilmihal oldu!