Bunları da Okuyun
Dönemler
Eşya latifleştikçe göze görünmez olur; Solucan kanat taksa yerde sürünmez olur.
Tutuşturanlar, lûgat kitabını elime, Bilsin: Allah ‘ tan başka bilmiyorum kelime…
Ne varsa nakış nakış, tabiatta, maddede, Gözlerimdeki nurun aksi, beyaz perdede…
Çıktım, çıktım, inilmez dağlar elimden tuttu; İndim, indim, çıkılmaz çukurlar beni yuttu…
Şeyh-i Ekber diyor ki: “en büyük makam hayret” İki bir, iki eder demek bile cesaret….
Tohum çatlar da bilmem, kafa nasıl çatlamaz? Yeni odur ki, solmaz, pörsümez, bayatlamaz.
Kırıldı oyuncağım, artık bir daha gülmem; Toz olur, toprak olur, duman olurum ölmem!
Kâh susar, kâh çırpınır, kâh ürperir, kâh çağlar; Su, eşyayı kemiren küfe ve pasa ağlar.
Ağzıma soğuk kurtlar dolacak, gözüme kum; Dipsiz kuyu, sürdükçe zaman, sürecek uykum…
Fikret nasıl kurulmuş, içiçe bu iklimler? Nasıl kayanştırılmış, sesler, renkler, hacimler?
Ne kadar vatan varsa, o vatandan haberci, Gurbet dediğin senin, Yaradandan haberci…
İnsanlar habersizken yolların verâsından, Gökle toprak arası su şaşmaz mecrasından.
Su bir şekil üstü ruh, kalıplarda gizlenen; Yerde kire battımı, bulutta temizlenen…
Duvara, bir titiz örümcek gibi, İnce dertlerimle işledim bir ağ. Ruhum gün boyunca sönecek gibi, Şimdiden ediyor hayata veda.Kalbim, yırtılıyor…
Bu ne hazin mesafe iki ten arasında; Bir hali dinleyenle dinleten arsında…
Verirler “ben acizim, kudret senin” dedikçe Verenin şanı büyük, sen iste istedikçe! ..
Su kesiksiz kareket, zikir, ahenk, şırıltı; Akmayan kokar diye esrarlı bir mırıltı..
Devrim odur ki, kalbten fâniliği devirsin; Yaşamaktan murad ne, hesabını bildirsin! ..
Güzel Allah’ım, senden ne gelecekse gelsin; Sen ki; rahmetinle de, kahrınla da güzelsin…
Sırma renginde pislik, dünyanın süsü püsü. Bende tek aziz eşya annemin baş örtüsü…