Bunları da Okuyun
Dönemler
Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta! Baba katiliyle baban bir safta! Bir de, geri adam, boynunda yafta… Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!…
Ak saçlı başını alıp eline, Kara hülyalara dal anneciğim! O titrek kalbini bahtın yeline, Bir ince tüy gibi sal anneciğim!…
ISokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.Kara gökler…
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak…
Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar.Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum…
Mustafa Kemal’i düşünüyorum; Yeleleri alevden al bir ata binmiş Aşıyor yüce dağları, engin denizleri. Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda, Işıl ışıl…
Böyledir akşamları İstanbul’un Bir efkâr basar içini çoğu zaman Çaresizliğin, yalnızlığın aklına gelir Hatıralar kayar gider avuçlarındanİçinde mevsimler değişir, aynalar…
Gitgide alışıyorum sana…. Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz… Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin… Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı…
İç gıcıklayıcı şarkılar gelir pencerelerden Çırılçıplak kadınlar uzanmış yataklara Şehvetin başıboş aydınlığı içinden Bakarlar korkulu gözlerle karanlıklara
Nasıl da degişiyor kişi zamanla Güç o güç degil hız o hız degil İnançlar sarsılmış, umutlar yitik Bu kirli çag…
Şurada bir kapı olmalı Senin ölümsüzlüğüne açılan Bir kapı olmalı şurada Bulabilsem Kollarımın bütün gücüyle vuracağım Er geç sesimi duyuracağım…
Nasıl uçan bir kuş düşerse yere Yerde paramparça olursa kemikleri Yumuşacık tüyleri dağılırsaNasıl bir gül kurursa dalında Toprağa karışırsa yaprakları…
Bir zakkum bahçesi bir kan denizi, Yaşamak bildiğimiz, darmadağın. Sabırla işlemek ö………………..
Önce gözlerin girer odamdan içeri Sonra ellerin, saçların dudakların Bir bir hatırlarım Her sabah senin olan ne varsa Yüzüm aydınlanır…
Bütün denizlerin ayni limana çıkması neden? Neden gökyüzünun bu sinirsiz karamsarlığı? Yitirecek neyimiz var ki umutlarımızdan başka? Ve batacak başka…
Bir ışık yanıyor ortasında zamanın Rembrand’dan kalma bir eski resim bu deniz Şimdi bütün güzellikler köhne ve yalan sensiz Çaresiz…
Sen degiştin, resimlerin hiç degişmedi Nasıl seviyorum bilmezsin şu albümü Resimler yalancı degil, resimler olmuyor, Aslında acı olan şey; sevgilerin…
Nedense bütün resimlerde ben Böyle mahzun ve perişan çıkarım Hep böyle hayata kapalı durur Gülmesini unutmuş dudaklarım Artık canından bezmiş…
Mavi gözlerin kelepçesi yüreğimin kirpiklerin demir………………..
Bütün mesele İçmek ya da içmemek değil İçince küçülmemek Küçülünce içmemek………………..