Bunları da Okuyun

    Bad-ı Muhalif Şiiri – Neyzen Tevfik

    29 Aralık 2021

    Arsız Ağaç Şiiri – Celal Vardar

    29 Aralık 2021

    Boz Şiiri – Resul Rıza

    29 Aralık 2021

    Aynaların Ardından Gelen Şiiri – Yağmur Atsız

    29 Aralık 2021

    Umut Şiiri – Nazım Hikmet Ran

    20 Mart 2022

    Ayaküstü Cinayet Şiiri – Attila İlhan

    28 Aralık 2021

    Yapı Şiiri – Gülten Akın

    29 Aralık 2021

    Tadı Şiiri – Ali Rıza Ertan

    29 Aralık 2021

    Âgâz-ı Gazeliyyât 92 Şiiri – Agah

    29 Aralık 2021

    Yandı Yürek Yâr Elinden Şiiri – Seyyid Nesimi

    29 Aralık 2021
    Facebook Twitter Instagram
    Facebook Twitter Instagram
    Şiirhane
    • Anasayfa
    • Dönemler
      • Cumhuriyet Dönemi
      • Yedi Meşaleciler
      • Fecr-i Ati Topluluğu
      • Garipçiler (1. Yeni)
      • Halk Edebiyatı
      • İkinci Yeniciler
      • Milli Edebiyat
      • Öz (Saf) Şiir Dönemi
      • Tanzimat Edebiyatı (1. Dönem)
      • Tanzimat Edebiyatı (2. Dönem)
      • Tekke ve Tasavvuf Edebiyatı
      • Toplumcu Gerçekçi Şiir Dönemi
      • Servet-i Fünun Edebiyatı
    • Yabancı Şairler
    • Rastgele Şiir
    • İletişim
    Şiirhane
    Anasayfa»Ülkü Tamer»İstanbul Şiiri – Ülkü Tamer

    İstanbul Şiiri – Ülkü Tamer

    Ülkü Tamer- Ülkü Tamer
    Telegram VKontakte Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email WhatsApp
    Paylaşın
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Kadın ölür hiç bırakılmadığı kalabalıklardan. Saçlarına gelip gelip kumrular konar ve sevinir ayrıldığına.

    Belki evlenmişti ve yaşamıştı çocukların öldüğü kuytularda, her gece adlarını unuttuğu şehirlerde. Hiç bilmediği dağları aramıştı o zaman, çocukluğunda dinlediği hazineleri.

    Kadın ölür, yeniden saçlarına üşüşür kalabalık; uykusundan iki kişinin başlattığı eski bir karanlığa azalır, ölmekten hiç bıkılmayan çağlar geçer gölgesinden.

    Gölgesinden haydutlar geçer, dönüp onu kuyulardan çıkarır bir tanesi, atların en iyisini ona verir; özlediği sulardan çıkar kadın, ama öteki haydutların çadırlarını görür birden, yorgun atına bakar ve ağlar belki.

    Ve büyür uykusunda İstanbul
    İstanbul

    İstanbul bir denizdir lale gemileriyle taşınan,
    Savaşlara, üzüntüye ve çocuklara taşınan,
    Silahların sandıklara saklandığı evlere,
    Ve insanlara, açıkça yaralanan;
    İstanbul bir sudur akşamların aradığı.

    Kalabalık durmadan büyür, kumlar büyür,
    Uzanır altın aşklar kulesinden kanlara,
    Sevgilerin eridiği kanlara her yapıyla biraz,
    Biraz ağladığı bazı kadınların;
    Her kelime artar nice kelimelere.
    Fenerlerin gerisinde sabahlar ışır
    Bir parça sevişmenin anılarına,
    Uyanır Osman’lardan bir Kara Osman,
    Her yatağı o evlerin, memleketinden
    Birer kıl aba olmuş sırtına karşı,
    Ağarır saçları sırtına karşı, bulanır,
    Oklar bulanır durur içindeki kişiye,
    Biner tramvaya önce ayakları,
    Bilet ister dudakları, elleri alır,
    Kerpiç gölgesinden tanıdığı kadına,
    Parasında Taşlıçay, her sayışta eksilen
    Ama kutlu bir yalnızlıkta anılan.

    Bırakırsa kazmasını, İstanbul bir kova kan.

    İstanbul bir kuyudur geceleri büyüyen;
    Yıllara bırakıp erkeğinin sesini
    İner kadın karanlığa, nerde eski erkeği?
    Yankılanır sular veçığlıkları kadının,
    İner bulamaz, iner ağlar, iner inilder:
    Çelik bıçak kalk!
    İliklerime kan doldu, uyan!
    Azalır fısıltım yalnızlığa…

    Kuzca’daki evi gider, gelmez artık,
    Kuyuya indikçe taşlarda yosun;
    Görünür surları yeniden İstanbul’un,
    Gelir kocası her akşam mezarından,
    Yeni taşlar dikerler çocuklarına.
    Kadın her uykusunda biraz kin bulur.

    Ve şehrin sokakları hep İstanbul’dur.

    İstanbul bir çocuktur minarelerde ölen,
    Herşeye karşı ve hiç durmadan ölen;
    Kalsaydı ninesinin masallarına Çine’de,
    Ne güzel saçlarına o perinin, hazinesine;
    Hiç bilmeseydi annesini, yeni evleri,
    Denizi ve balıkları, ara sıra boğulan,
    Anardı bir kere yalnız, Allah babsını.

    Şimdi yalnız balıklar boğulmuyor İstanbul’da,
    Şimdi çocuklar sıra olmuş giderler denize,
    Ağır ağır boğulurlar, çünkü dalgalar İstanbul’a yakındır,
    Görünür kayboldukları kulelerden, ağlanır anıldıkça,
    Yüreklerden gemiler, kamyonlar, insanlar geçer,
    Çiçek yüklü ölümler taşınır İstanbul’a.

    Ülkü Tamer şiirleri İstanbul Şiiri - Ülkü Tamer İstanbul Şiiri - Ülkü Tamer şiiri
    Paylaşın Telegram VKontakte Facebook Twitter Tumblr WhatsApp

    Yazarın Diğer Şiirleri

    Hançer Şiiri – Ülkü Tamer

    Düello Şiiri – Ülkü Tamer

    Ben Var Ölmek Şiiri – Ülkü Tamer

    Nefes Şiiri – Ülkü Tamer

    Güneş Topla Benim İçin Şiiri – Ülkü Tamer

    Bakış Şiiri – Ülkü Tamer

    Bunları da Okuyun

    Gibi Şiiri – Özdemir Asaf

    29 Aralık 2021

    Büyüteçle Kağıt Yakan Çocuklar Şiiri – Alper Gencer

    29 Aralık 2021

    Beklerken Şiiri – Afşar Timuçin

    29 Aralık 2021

    O Kadın İçin Şiiri – Ahmet Selçuk İlkan

    28 Aralık 2021
    Bizi Takip Edin
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    Çok Okunanlar
    Yunus Emre

    Ey Çok Kitap Okuyan Şiiri – Yunus Emre

    Yunus Emre

    Ey çok kitaplar okuyan sen mi tutarsın bana dak Tâ bilesin sırrı ayan gel aşktan…

    Karabatak Şiiri – Necati Cumalı

    29 Aralık 2021

    Dîvân-ı İlâhîyât 41 Şiiri – Aziz Mahmud Hüdayi

    29 Aralık 2021

    Dîvân-ı İlâhîyât 94 Şiiri – Aziz Mahmud Hüdayi

    29 Aralık 2021
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Şiirsiz kalmayın!

    İletişim: [email protected]

    Şiirler

    Öldük Ölümden Bir Şeyler Umarak Şiiri – Cahit Sıtkı Tarancı

    29 Aralık 2021

    Su Leyla Leyla Şiiri – Mahzuni Şerif

    29 Aralık 2021

    Kimsede Görmediğim Şiiri – Turgut Uyar

    29 Aralık 2021
    Etiketler
    Agah şiirleri Pir Sultan Abdal şiirleri Karacaoğlan şiirleri Aziz Mahmud Hüdayi şiirleri Ahmet Selçuk İlkan şiirleri Abdurrahim Karakoç şiirleri Ruhsati şiirleri Necip Fazıl Kısakürek şiirleri
    Facebook Twitter Instagram
    • Anasayfa
    • İletişim
    © 2026 Şiirhane.
    Tüm hakları edebiyatın birbirinden kıymetli şairlerine aittir.

    Aradığınız şair veya şiirden birkaç kelime yazın.