Bunları da Okuyun
Dönemler
Bu sevgi ormanında Ağaçlar gözlerimin içine güldüler Soluğumda yeşiller çiçeklendi.Bunca yıl özümsediğim güzel şeyler Kirlenmiş suları arıttı denizlerimde Garipliğimin gökyüzüne…
Kitaplar ellerimde öykülendi Düşlerim vurdu şiirler denizine Eski ezgilerle coşkulanan Sesimdir, çağları delip geldi.En güzelle en yaşayan Gözlerimden aldı rengini…
Gücünüz varsa sizin Sözcüğü tutuklayın. Öğrenci, kitap, türkçe En güzel kavramı dilimin Özgürlüğü tutuklayın.Ben ki düşünüyorum Var olduğumdan beri Silahlar…
Bunca acının çiçeği içimde büyüdü Maphushane saksılarındaki baharı benden sor…Kulak ver gecenin sessizliğinde ağan sese, Ölümcünün böldüğü uykuları benden sor.Silahlar…
Kendi denizlerimin dalgıcıyım ben Bir alışkanlığı sürdürür gibiyim belki Soluğum son aşamalarına geldi Geçtim durdum bilincin dehlizlerinden.Bahçeler mi yoktu, eski…
Doğumu Antalya’dan getirdim, Yenikapı’nın bilmediğim bir evinden.. Binbaşım yeni gelmişim cepheden, Anam en güzel yaşında.Çocukluğu Topkapı’dan getirdim, Tarhana çorbası kokar.…
Yağmurda parkta oturulmuyor, İstasyon çok hüzünlü; Acaba nasıl geçirmeliyim, Bu koskoca günü? Kitaplar koltuğumda ıslandı, Sigaram söndü sudan, Belki methiyeler…
Bilinmez biçimler çiziyor Havada sesi… Kimi çiçeğe durdu, Güzellendi kimisi.Çağları emziren toprak Çöllenirken acıdan Kimi kurudu kaldı. Ölümü yendi kimisi.
Bir içimin alacakaranlığına dayanmak meselesi, Bir bu fena İstanbul akşamını yaşamak Nice odaların kapanmış penceresi Gene bana iniyor yalnızlığıma sığınmak.Gene…
Nicedir soluğum rüzgarlanıyor Delinmiş yelkenleri. Siz bana bakıyorsunuz, Bırakıp ölenleri.
Ben sevdayım, al beni sevecenliğine Ben gülüm, dallarına aşıla beni Çocuğum ben, göğsünde büyüt, Umudum ben, düşüncende geliştir.Acıyım, gerçeği ararsan…
Denizler sorarsa En mavi kaygılarını açarak önümüzde ‘Nerde benim esinlerim, Nerde sen? ‘ Güzelle bakalım kendini.Coşkusu sularında rüzgarlanan Irmaklar sorarsa…
Unutulmaya kalkan bir trenin Eski bir istasyona bakan penceresinde Bir yolcuyu sorar gibi arayan Jandarmalar, ellerimin garip nöbetçileri Daha ilk…
kadercinin / kendine tapmadan önceki son -ya da sona yakın- öfkesinin bir dünya görüşünün yorumuna başlangıç olan/ çelişkili kötü şiiridir…
kış geliyor elim yaprak altında es ey bad-ı semen çatlak bedenime çarp kalbimi harmanla gencelmiş tarih kabartmalarının haklılığı aşkına beni…
Ve sevinç güzel bir denizle başladı ve güneş ipi kalınlaştırıyordu sonra ansızın uzayıverdi ip bir ucu orda kaldı bir ucu…
pencereyi kapama gök dolabilir içeri sen neyi görebilirsin ıslak bir bulutun ağışını mıpencereyi kapama kuş dolabilir içeri sen neyi taşıyabilirsin…
akşam hüznümün soluk aynası vurdukça yüreğime kanım oynaşır derinleşir acısı parmakuçlarımın kırmızı bir ölümü görmüş gibi kanarım.yoruldum değiştirmekten kanını yüreğimin…
Kara bir gök için çok şey söylenebilir elbet İşte benim bulutum pas tutmamış sözcüklerden örgülü bir ağıt alnına halk sıçramış…
Öperse sakalımı biralanmış bir berber Aşkımın civcivleri kanatlanmış merhaba şiirlere kılıç çeken gökyüzü yerin bu şiirde de bir çocuk ağlamasıdır…