Bunları da Okuyun
Dönemler
bilgece susuyoruz artık saklamayalım yıldızları tartaklanmış bir sonbahar gecesi diz çökmüştük hatırla öteki dünyalara dünyalar dediğim de ne, boşuna abartmayalım…
ağlar çekiliyor sulardan sular da bizizbir sokağı yürüyorum ardımda peygamber çiçekleri kaldırım taşları, unutulmuş bir an, tırnak izleri ardımda fistolu…
bütün öğrendiklerimizi yalanlayan koyu bir sis perdesiydi tenimi yalayıp duran pürtüklü diliseri cinayetler işliyorum kimse inanmıyor buna traş oluyorum örneğin,…
biz seninle ikimiz şubat gibiydik kayadan düşsek ağrımazdı bir yerimiz küçücük bir taş görsek irkilirdiköyle sıkılırdık ki birbirimizden içimiz kalkardı…
sular duruldu! bunu dört kez söyledim kendime yüksek sesle gemiler çarptı kara parçalarına dört kez söyledim; üçü yalandı birini de…
hepimize yeter bu aşk aralık tut kalbini üşürsen temmuz tut, kar tanesinin yumuşacık süzülüşü gibidir sevişmek bu kalabalıkta her aşk…
cebime tıktığım kuşlar çok üşüyor ben de üşüyorum desem kim inanır bunca yıkıntının altında bunca kırık cam batmışken ayaklarımabelki yine…
bu şehir beni anlayamaz, yasaksa yasak ateş söndü! döndü suları çağıran sesin geri döndü masum bir öpüşü, umulmaz düştü, yasaksa…
yüzüme sevgi dolu bakarken canımı acıtıyorsun, sokaklar tekin değil kuytu bir köşe bile bırakmadılar bize rasgele işlenen cinayette tek ipucu…
yüzümde metresine dantelli don almış taşralı tüccar mutluluğu var yüzümde kırık bir şişeyi andıran yanık izi var baba beni tahrik…
bir dünya varsa eğer kitapların yazdığı babamın anlattığı doğruysa yani; öyle bir dünya sen dışındasın hem de merkezisin bir anlamda…
Böyle yalçın dağlarda sessiz dolaşanlar kim Köyler, ufka dizilen tozlanmış birer resim Yollar, köyleri saran eskimiş çerçeveler…Sesler çıkmadan söner paslı…
Evler, bir nara benzer, Nar tanesi, sofalar, Akşam, yol gibi gezer; Sükûn, su gibi odalar.Odada bir pancurun Sofadadır güneşi; Camlarda…
Sesin dudaklarımda fağfur bir Japon tası Uzun saçların, bir yaz yağmurunun teması Ellerin, semaverden akan çay kadar ılık… Sesim odaya…
Bir yaz günü odamda kaparken bavulumu Çekecek koltuğumun parmakları kolumu Her zamanki sesiyle bana “Otur” diyecekBütün kış geceleri duyduğum laflarıyla…
Yazgının kalpsizliği karşısında, hayatları allak bullak olmuş insanların tarihi hazindir. Onlar ne yapmışlarsa düşle gerçek arasında sağlam bir köprü kuramamış,…
Pek çok insan bir yazarın yerinde olmayı düşünür. Onun tıpkı bir sihirbaz maharetiyle sözcüklere görünmez gömlekler giydirmesi; cümlelerini birer merdiven…
Ne etsem berabere bitmedi o yılgın maç Herkes bende kalanı küçük bir sıyrık sanır Sen aklıma düştükçe içim nasıl izdiham…
Eskiden dünyada, görünüşte dağınık ama iç dünyaları derli toplu insanlar vardı. Oysa şimdikilerin dış görünüşleri derli toplu ama iç dünyaları…
Üstümde biçilmiş ekinlerin kokusu beni mahsul sanıyor üstümde uçan kuşlar. Oysa “yaz bitmiş yazıt bırakmaksızın,” düşmüş kantarların dili oturmuş güzü…